tr

Süper-Kahraman Sevgililer

Kenti tüm manzarasıyla tepeden gören terasta güzel mi güzel bir kız var. Hava karanlık ama yine de beyaz elbisesi ile o güzelliği fark etmemek imkânsız. Gökyüzünde hızla bir eli önde uçan yakışıklı mı yakışıklı bir erkek yavaşça terasa iniyor ve kadınla birbirlerine aşk dolu bir şekilde bakıyorlar. Sonra erkek kadını kendisine doğru çekiyor ve öpüyor. Sonrası daha da güzel. Birlikte gökyüzünde uçmaya başlıyorlar. Rüzgârı hem erkeğin pelerininde hem de kızın saçlarında hissediyorsunuz. Üşüyorlar mıdır diye bir düşünce geçiyor aklınızdan ama sonra onu da siliyorsunuz, çünkü aralarında çok daha ılık bir duygu olduğu belli.

Erkeğin üzerinde mavi ve kırmızı renkli elbiseler olduğunu da eklersem sanırım kahramanımızın Süpermen olduğunu anlamak pek de zor olmaz. Şimdilerdeki çocukluk kahramanları biraz daha farklı. Çocuğunuzu gözlemlerseniz fark edersiniz. Daha popüler olanlar “Hitman”, “Deadpool” “Freddy” gibi suikastçi, küfrü bol ya da korkutucu. 1980’lerin çocuklarının ağızlarına alamayacakları cümleler kullanıyorlar. Gelecekte çocuklarımıza ne olacağını hiçbir zaman bilemeyeceğiz, ben olumlu bakmayı seçiyorum.

Tabii bizim nasıl etkilendiğimiz hakkında birkaç fikrim var.

Bir erkek ya da kadın için “Louis Lane’in terasında gerçekleşen romantik an, çocukluk hikâyelerimizdeki süper kahramanlık gücümüzle hayalimizde olan ânın ta kendisidir. Maalesef biz o terastaki romantik ânı aşağıdan izleyen şişman, kel ve kusurları olan çiftleriz. Keşke filmdeki o sahneyi çekerken bir de o terasa uzaktan bakan bizi çizselerdi. En azından resmin neresinde olduğumuzu daha iyi anlardık.

Her ne kadar uçamasak, kaçamasak ve duvardan geçip, pençelerimizi kullanamasak da hissettiğimiz sevgi aynı ama “O terasa rüzgârın tersi yönünde” inemediğimiz sürece bilinçaltımızdaki “kahraman” zihinsel olarak kendini gerçekleştiremiyor. Hep bir yeri boş kalıyor. Çocukluktaki çevresel ihmalin izi hep kalıyor. Yetişkinlikte de ihmal edildiğine inanıyor.

Bir kadının gözünde “kahraman” olmak için elimizden geleni yapıyor, olamadığımızda tatmin olamıyor, birçok kadının gözünde “kahraman” olmaya çalışıyoruz. Kadınlarımız o kahramanı arıyor ama bulamadığında hayal kırıklığına uğruyor.

Birini gerçekten seviyorsan o senin hayatındaki süper kahramandır! Onu olduğu gibi belki onun için kusurlu olan özellikleriyle sevmişsindir ona o şekilde aşık olmuşsundur zaten. Belki o beğenmediği ellerine dokunmaya kıyamıyorsundur ya da kurtulmaya çalıştığı göbeğini hiç de çirkin bulmuyorsundur hatta seviyorsundur. Gerçek aşk ve sevgi yaşayan insan için karşısındaki kişi dünyada tektir. Onun yerine dünyanın en fit, yakışıklı ya da güzel insanını getir onu istemez sadece kalbinin yandığı, istediği kişiyi tercih eder. Bunun içeriğinde karşısındakini kusurlarıyla kabul etmek yoktur zaten, karşısındakine olduğu haliyle aşık olmuştur, hatta onun hiç bilmediği ve sevmediği özelliklerine bile hayranlıkla bakmıştır. Gerçek aşk ve sevgi karşındakini bir süper kahraman olarak bile değil ondan öte görmeni sağlar çünkü onun hissettirdiği duyguları dünyadaki hiçbir süper kahraman sana hissettiremez. Bu yüzden gönül süper kahraman aramaz aşkı, sevgiyi arar, bulunca da dünyadaki hiçbir süper kahramanın esamesi okunmaz. Hala süper kahraman arayanlar varsa onlar gerçek aşkı tatmamışlar demektir. Aradıkları aslında bir kahraman değil gerçek aşktır ve farkında değillerdir.

Birini sevmek, birbiri için fedakârlık yapmak ne süper kahramanlık ne de büyü gerektiriyor. Dünyanın en iyi eşi ya da sevgilisi olmam gerekmiyor. Belki doğal, samimi ve sevgi dolu olabilirim. Uçuş takımlarım olmaz ama “dinlemeyi” öğrenebilirim. “Baklava” desenli bir göbek yerine “hafif göbekli” olarak sarılabilirim. Kaslarım izin verdiğince sıkı sarılırım.

Ya da kadınlardaki beyaz seksi kıyafetten selülitler görünebilir. Louis Lane kadar sıkı bacakları olmayabilir ama kusurlu olmanın mükemmelliğini fark etmiştir. Aksırmayı, öksürmeyi, yürürken sakarca düşmeyi yani mükemmel olmamayı daha keyifli bulabilir.

Bizi çocukluğumuzdaki bu hikâyeler mahvetti. Öyle standartlar koyduk ki kendimize, terasa uzaktan bakıp orada olmayı düşledik hep. Gerçek olmaktan çok kahraman olmaya ya da prenses olmaya çalışırken yorduk birbirimizi.

Bir deneyin şunu söylemeyi “Ben kahraman değilim, sadece seni seviyorum ya da ben kahraman aramıyorum, seni seviyorum.” Bakalım nasıl hissedeceksiniz. Sevdiğinize eşinize bunları söylemeden önce yine de önce kusurlu ebeveynlerinize söyleyin bunları. Tüm kusurlarıyla onları da bağrınıza basın, daha kolay ve gerçek sevebilmek için.

Seven herkese bunu ve bunu, sadece erkeklere ise bunu kesinlikle tavsiye ederim.

Konuyu bir de ChainSmokers’ın “Something Just Like This” şarkısından dinlemek isteyenlere de şarkının Türkçe çevirisini yaptım. Dinlerseniz çok seveceğinize eminim.

Eski kitapları okuyordum.  (I’ve been reading books of old)

Efsaneleri ve mitleri (The legends and the myths)

Aşil’i ve altınını  (Achilles and his gold)

Herkülü ve hediyelerini (Hercules and his gifts)

Örümcek Adam’ın kontrolünü (Spiderman’s control)

Ve Batman’in yumruklarını  (And Batman with his fists)

Açık ki, kendimi bu listede bulamadım.  (And clearly I don’t see myself upon that list)

O bana nereye gideceğimi, (But she said, where’d you wanna go?)
Ne kadar risk alacağımı sordu (How much you wanna risk?)

Ben süperkahramanlık yetenekleri olan birini aramıyorum. (I’m not looking for somebody
With some superhuman gifts)

Kahraman olsun  (Some superhero)
Büyülü hikâyeleri olsun (Some fairytale bliss)
Öpebileceğim birine dönüştürebileceğim bir şey (Just something I can turn to Somebody I can kiss)

Ben böyle bir şey istiyorum.  (I want something just like this)

Umut Kısa, MCC

1 Cevap
  1. Abide Tekelioğlu

    Ben şanslı bir insanım. Şükürler olsun ki bana yaradandan ötürü yaradılanı koşulsuz sevmeyi, yaşamıma minnet duymayı ve sahip olduklarıma şükretmeyi kalpten öğreten ebeveynlerim var. Her sabah uyandığımda varlıklarına şükrettiğim beni ben olarak seven bir eşim ve oğlum, hayatıma anlam katma arayışımda yoldaşım olan dostlarım ve öğretmenlerim var. Hepsi bir arada ve ayrı ayrı kahramanlarım

Yorum Yap