tr

İletişim Dehası Olmak

Nasıl iletişim kurduğumuzu bilebilmek hem hayatımızı hem işimizi güzelleştirebilmek için son derece önemli. İletişim bozukluğu bazen sadece rahatsızlık verir ama bazen hayati derecede önemlidir. Liderlik her şeyden daha zordur – hatta iletişimin kendisinden bile daha zordur. İyi iletişimciler bazen kendi yöneticilerine liderlik edebilir, sorunların çözümüne katkı sağlayabilir ya da kendi hayatlarını değiştirebilecek becerilere kavuşabilirler. Ancak her zaman olduğu gibi diğerlerini ya da sorunları değiştirmek farklı yetkinlikler ya da yeteneklere ihtiyaç doğuruyor.

Bu da beni Paul Ekman’a yönlendiren şeydi. Eğer vücut diline veya insanların davranışlarını okumaya karşı bir ilginiz varsa, Paul Ekman’in işlerinden mutlaka haberdar olmanız gereklidir.

Paul Ekman’ın hikayesi oldukça ilginç. Öfkesinin ve şiddetinin bir sınırı olmayan istismarcı bir babayla hayata başlıyor. Bu Ekman’da insanların duygularını, yani niyetlerini okuyabilme isteği uyandırmıştır, çünkü Ekman kızgınlığın yolunu tespit edebilirse, ondan sakınmanın da bir yolunun bulunabileceğini savunuyordu. En azından kendisi böyle anlatıyor.

Ekman’ın bu güvenli hissetme ihtiyacı, onun iletişim alanına devasa nitelikte iki katkıda bulunmasını sağlamıştır. Bunlardan ilki, yüz kaslarının olası her hareketi ve oluşturabileceği olası her mimiğin oluşma şeklinin detaylı bir incelemesi yoluyla, yüzde oluşan bütün mimiklerin ayrıntılı bir şekilde inceleyen ilk analiz olan Mimik Kodlama Sistemi’dir (Facial Action Coding System).

Bir anlamda, Ekman insanoğlunun niyetini okuyabilmekle ilgili olan amacını gerçekleştirmekte başarısız oldu, çünkü hangi duygunun nasıl yansıtıldığını bilmek onun arkasındaki niyeti her zaman belli etmiyordu. Kişi kendisine mi yoksa bize mi kızgın? Bu gülümseme arkadaşlık mı yoksa zafer göstergesi mi? Bu araştırma bize bu gibi soruların cevabını vermiyor.

Ama diğer taraftan Ekman’ın başarısı büyüktü çünkü mimiklerin arkasındaki niyeti anlayamazsak da, araştırmanın sonucunda bir insanın yüzüyle kendini nasıl ifade edebileceğini anlamanın olası yolların detaylı bir şekilde öğrendik.

Bu yolda ilerleyerek Ekman sözel olmayan iletişim alanına başka bir şeyi daha keşfederek katkıda bulundu: mikro-mimikler.

Araştırmaya katılanların yüz seğirmelerini ve hareketlerini videoya çekerek inceleyen Ekman ve takımı fark etti ki, insanlar ani ve kısa mimikler (20 saniyeden daha az sürede) oluşturmaya meyilliler ve bu mikro-mimikler asıl, dominant mimiklerle tamamen çelişiyor. Başka bir deyişle, size gülümseyen biriyle oturuyorsanız, ama o her dakika kısa ve ani olarak alay ifadesi gösteriyorsa, kişi gerçek davranışını sosyal olarak daha kabul edilebilir davranışıyla dışarıya yansıtıyor olabilir.

Hem CIA hem de FBI Ekman’ın bu çalışmalarını büyük bir ilgiyle karşılamıştır, çünkü onlar da Ekman gibi yalancıları, suçluları ve teröristleri saptamanın bir yolu olduğuna inanmışlardır. Ama maalesef, her ne kadar yardımcı olsa da, bu çalışmalar öfkenin nedenini çözemeden bir insanın öfkesini sakladığını ortaya çıkarmak için yeterli değildir. Güvenlik kontrol sırasında bekleyen birinin öfkesini gizlemesinin nedeni, uçuş halindeyken uçağı kaçırmak istemesi mi, yoksa geç kalması mı veya güvenlik kontrol sıralarının sinir bozucu olması mı? Ekman’ın çalışmaları insan duyguları hakkında çok şeyi ortaya çıkardı, ancak duyguların anlamlarının hala çözümlenmesi gerekiyor. Çünkü biz insanlar duygularımızı sırça bir fanusta yaşamıyoruz.

İnsanların duygularını saptamayı farklı kılan bu çeşitli etkenlere rağmen, Ekman alanında adeta devleşmiştir ve sözel olmayan iletişimi anlamamıza büyük bir katkı sağlamıştır. Eğer iletişim alanında Nobel ödülleri olsaydı, şüphesiz ki o ödülü alan ilk kişi Ekman olurdu.

Böylece, Ekman’ın uzmanlığı ve işi suç çözen ve kötü adamları durduran son dönemlerin TV şovlarından biri olan beden dili uzmanlığını yansıtan Bana Yalan Söyle’nin (Lie To Me) temelini oluşturdu, yani iletişim alanının fantastik bir rüyası bizler için bir anlamda gerçek oldu. Bizim önerimiz şovu gerçekliği için değil, iletişim uzmanlarının –haftada bir, 50 dakika için – kahraman olabileceklerini görmek için seyredin.

İşte bu yüzden Paul Ekman eğitimlerinin (ESaC ve ETaC) iletişimi değiştirebilme becerisinin yüksek olduğuna inanıyoruz. Size tavsiyemiz 12 Ekim 2016’da İstanbul’da başlayacak bu eğitimi kaçırmayın. İlgileniyorsanız hemen [email protected] adresine mail atabilir ya da aşağıdaki resme tıklayarak daha fazla bilgi alabilirsiniz.

Yorum Yap