tr

Mutsuz Çalışan

Dingin Savaşçı (Peaceful Warior) adlı filmi izlediniz mi? Filmde Socrates (Nick Nolte) adlı bir karakter vardır. En önemli repliği de “İnsana hizmet etmekten daha üst bir amaç yoktur.” Aslında biraz daha derin anlamı şu: İnsan mutluluğuna katkıda bulunmuyorsanız uzun süre ve sürdürülebilir bir şekilde mutlu olma şansınız yok. Bu insanın aklına yeni bir soru getiriyor, “İnsan mutluluğunu hedeflemeyen bir işyeri var olabilir mi? Elbette olabilir ama sadece belirli bir süre. Uzun vadede eğer işiniz ve yaptıklarınız diğerlerinin mutluluğuna katkıda bulunmuyorsa var olamazsınız. Sigara üreten bir firmada bile çalışsanız, yine de insanların mutluluğuna hizmet edebilirsiniz. Sonuçta zararlı da olsa bunu keyif almak ve mutlu olmak için yapıyorlar.

Her şey insan mutluluğunu hedefliyorken devreye başka bir soru  giriyor. “Ben neden yaptığım işten mutlu değilim?” Cevabı birkaç sebepten ötürü olabilir.

Bu işi ben seçmedim, zorunlu olarak buradayım ve bir şeyleri zorunlu yaptığım zaman hayattan keyif alamıyorum. Bu durum güçlü bir özgürlük değeriniz olduğunu gösterebilir. Kendinizi özgür hissetmediğinizde sevdiğiniz bir şeyi bile mutlu bir şekilde yapamazsınız.

Çalıştığım yer değerlerime uygun değil. Ben adalete ve hakkaniyete çok önem veririm ama şirketim değer vermiyor ya da yaptığım işte adalet mümkün değil. Öz-değerleriniz çalıştığınız şirketin ya da yaptığınız işin değerleriyle uyumlu değilse uzun süre mutlu bir şekilde çalışmanız mümkün değildir.

Yaptığım iş değerlerime uygun değil. Örneğin; çok sistematik ve düzenli birisiniz yani düzenli olma gibi bir değeriniz var. Fakat işiniz oldukça dinamik bir çevrede yapılan ve düzenli olmayı mümkün kılmayan gereklilikler taşıyor.

Çalıştığınız kişiler ya da yöneticiniz değerlerinize uygun değil. Örneğin; siz çok yenilikçi birisiniz ancak çalıştığınız yerdeki insanlar ya da yöneticiler çok ağır ilerliyorlar ve oldukça statükocular. Yine değerleriniz ve mizacınız devreye girdi.

Bunlar bazı örnekler. Yine de her ne yaparsanız yapın sizi mutlu eden şeylerin değerleriniz ve mizacınız tarafından belirlendiğini fark etmenizi istiyorum. Birçok yöneticiye koçluk yapıyorum ve onların çoğunun da değerler çatışması nedeniyle mutsuz bir hayat sürdürdüklerini gözlemleyebiliyorum.

Eğer biri bana bu dünyaya gelmeden önce şunu deseydi; “Her sabah erkenden kalkacaksın, ayakların geri geri giderek bir işyerine varacaksın. Akşama kadar yoğun ve isteksiz çalışıp, birkaç saati trafikte geçirdikten sonra, koltuğa yayılacaksın. Akşam yemeği sonrası şeker seviyesi nedeniyle oturduğun koltukta uyuyakalacaksın. Sonra belli belirsiz uyanıp bir dizi izleyeceksin. Akşam yatma saati geldiğinde de kısa süreli de olsa kestirmiş olduğun için uyumakta zorlanacaksın. Geç saatte uyuyup sabah erkenden ve yeniden işe gideceksin.” herhalde “Ben bu dünyadan çıkmak istiyorum.” diye cevap verirdim.

Tüm düşüncelerden önce bir an durun ve dikkatinizi tam olarak şu ana verin: Önünüzdeki 20 yıl bugünkü gibi geçecek olsaydı neler hissederdiniz? Bu soruyu size, 10 yıl önce de sormuş olabilirdim. Bu sürede neler değişti? Eğer o günden bugüne, değişen bir şey olmadıysa, 10 yıl sonra da 20 yıl sonra da durum aynı olacak; elbette henüz dünyadan çıkmamış olursanız. Unutmayın çocuklarınız da sizi takip ediyorlar. Bazılarımız her şeye onlar için katlandığımıza inanıyoruz. Sözüm ona “Saçımızı süpürge ediyoruz.” Sonra çocuğumuz da kendi çocuğu için “Saçını süpürge ediyor.” Bu dünyanın saçını süpürge edenlere değil, yaşayan, heyecanlanan, katma değer yaratan insanlara ihtiyacı var.

Eğer bu soruların bazıları bile aklınızdaysa ve işe gitmekte zorlanıyorsanız ihtiyacınız olan yeni heyecanlar bulmak ya da işyerinizde “insana” sizin değerlerinize uygun şekilde hizmet edebileceğiniz yeni perspektifler yaratmaktır. İnanın bana tahmin edildiği kadar zor değil.  İlk etapta kendinizi daha fazla tanımak için bazı çalışmalar yapmanız ve mizacınızı iyi belirlemeniz çok önemli. Elbette bu mümkün! Sadece biraz çalışma istiyor. Bunun için birçok yöntem var. Hangisi size uygunsa onu tercih edin.

Okumak – “Paraşütün Ne Renk?” – Richard Bolles ya da “Öz” – Ken Robinson kitaplarını tavsiye ederim. Sizi, değerlerinizi, hangi işi yaparsanız mutlu olacağınızı çözmek için iyi bir araç olabilir.

İzotomi 2.0 Project – İzotomi projesi insanların mizacını, güçlü yönlerini, değerlerini belirlemek için biçilmiş kaftan. Bir envanter sonrasında en fazla 15 dakikanızı ayırarak kendiniz hakkında 42 sayfalık bir rapor alabilirsiniz.

Koçluk Eğitimi ya da Koçluk – Koçluk eğitimleri ve/veya koçluk farkındalık oluşturma konusunda dönüştürücü özelliklere sahiptir. Yapmanız gereken bu hizmeti ya da eğitimi almış birini aramak. Kesinlikle sizin de katılmanızı tavsiye edecektir.

Yorum Yap