Liderliğin 10 Kuralı

Son yıllarda kullanılan ne moda bir kelime değil mi? LİDERLİK….Yazılan kitaplar, eğitimler, seminerler, filmler, makaleler, workshoplar daha neler neler…

Kafaları kurcalayan bir soru; Lider mi doğulur yoksa lider mi olunur? Şirketler, kurumlar, ülkeler, ordular, takımlar… Hep iyi liderler peşinde…

Peki ne yapmak lazım? Nasıl iyi lider oluruz? Liderlik sonradan geliştirilebilir bir özellik mi?

Uzun yıllar kurumsal hayatta size bağlı takımlar yönetmeye çalıştıysanız ve tarihteki önemli liderlerin hayatlarına bakarsanız şunu çok iyi anlayabilirsiniz. 

“Lider takip edileni olan kişidir”

Yani birileri sizi takip edecek, onları etkileyeceksiniz, gönüllerine ulaşacaksınız, bam tellerine dokunacaksınız, etkilenecekler ve takip edecekler sizi… Onları bir uçurumdan aşağıya götürüyor olsanız bile…

Takip edilmiyorsanız lider değilsiniz.

Peki nasıl olacak bu?

Çalıştığınız şirkette, takımda, kurumda her neyse, yetkiniz var ve talimatlar verebilirsiniz, insanlara hesap sorabilirsiniz. İstediğiniz işleri yapmaları konusunda yönlendirebilir hatta zorlayabilirsiniz. Bunların hepsi mümkündür. Sizinle çalışan insanlarda işlerine devam etmek istiyorlarsa, sizin söylediklerinize uymaya gayret gösterirler, çabalarlar, çalışırlar, başarı da gelebilir sonunda…

Peki yeterli mi? Kalıcı olur mu?

Liderlik aslında hükmederek değil, etkileyerek harekete geçirme sanatıdır, yani kişilerin gönüllü kabulü.

Peki,

Liderlik doğuştan mı? Genetik mi?

Her ikisi de. Lider doğulur da olunur da. Araştırmalar bunu gösteriyor.

Doğuştan gelen kimi özellikler bir insanın liderlik yapmasını kolaylaştırabilir. Fakat sadece doğuştan gelen özellikler liderlik için yeterli değildir. Yapılan araştırmalar, liderliğin %30 genetik, %70 sonradan kazanılan özelliklerle edinildiğini gösteriyor. (R. D Arvey, Wendy Johnson, Maria Rotundo, Zhen Zhang & McGue “The nature of leadership research”)

Amerikalı ünlü Psikolog  Daniel Goleman ise; lideri lider yapan özellikler arasında duygusal zekânın önemine işaret ediyor.

Bazılarımızda liderlik özellikleri daha doğuştan var. Onlar liderlik konusunda bizden daha şanslılar.

Her insanın konuşması, ses tonu, boyu, vücut dili, iletişim becerisi birbirinden farklı. Bazılarımızda empati yeteneği daha fazla, bazılarında daha az. Bu yetenekler herkese doğuştan eşit olarak verilmemiş. Beğensek de beğenmesek de durum bu.

Fakat bu eşitsizliğe karşın hepimizde, eksik olduğumuz alanları geliştirmemize yetecek kadar akıl ve irade var. Yeter ki kendimizi geliştirmeye niyet edip bunu hayata geçirelim.

Araştırmaların da kanıtladığı gibi, liderlik gerçekten her insanın kendini geliştirebileceği bir alan. Her insan emek ve çabayla kendisine “verileni” geliştirebilecek potansiyele sahip.

“Liderlerin işi, takipçilerini şu an oldukları yerden alıp, hiç olmadıkları bir yere götürmektir.”  – Hanry Kissinger                   

Bana göre liderliğin temel bazı özellikleri var. Onlar olmadan lider olamıyor ve insanlara ilham veremiyorsunuz.

  1. Gidilecek bir yer olmalı daha önce gidilmemiş. Nereye gittiğinizi bilmiyorsanız yanlış bir yere gidemezsiniz. Yani Liderin bir hedefi, daha geniş bir perspektifle Vizyonu olmalı.
  2. Önce lider gönülden inanmalı gidilecek yere… Sonra diğerlerini inandırmalı…
  3. Cesareti olmalı liderin, engellerden yılmamalı. Korkmamalı ve yapabileceğine inanmalı, tabii inandırmalı da.
  4. Takip edilen, davranışlarıyla rol model olabilmeli, kendi hayatımda o kadar çok gördüm ki söyledikleriyle, yaptıkları birbirini tutmayan.
  5. İnsanları anlamalı, dinlemeli, yüreklendirmeli, hata yapmalarına ve öğrenmelerine fırsat vermeli.
  6. Duygu yaratmalı, etkilemeli, yüreklerini titretmeli, yüreğinden çıkmalı tüm sözcükleri…
  7. Sevilmeli mi Lider? Şart değil, ama takip edilmeli… Bazen yaptıklarınız sevilmenizi bile engelleyebilir. Ancak liderin aradığı masumiyet değildir. Hem kendisinin hem de takip edenlerin “vizyonudur” öncelik verdiği…
  8. Şefkatli olmalı lider. Şefkat bazı inanışlara göre bilinen en üst erdemdir.
  9. Sabırlı olmalı. İnsanların oldukları yerden şikâyet eden değil. İnsanların gelemedikleri yerden dolayı kendini sorumlu tutarak ilerleyen biri olmalı.
  10. Duygusal zekası yüksel olmalı. Başarı artık farklı kriterlere dayanıyor. Duygusal zeka özellikle insanları etkileyebilmek için önemli bir araçtır. 

Yani özetle Gözleri parlamalı beraberindekilerin… Sadece etrafınıza bir bakın, çalışanlarınızın, çocuklarınızın, arkadaşlarınızın gözleri parlıyor mu? Baktığınızda anlayacaksınız.

Yorumlarınızı bekliyorum, aşağıda eleştirilerinizi ve katkılarınızı yazabileceğiniz bölümü kullanabilirsiniz. 

6 Cevap
  1. Cem Olgun

    Günlük hayata dokunan bu tip paylaşımlarınızı özenle takip ediyoruz ve devamını bekliyoruz.
    Teşekkürler

  2. sevtap arslan

    Çoğu şirketlerde yumruğunu masaya vurabilip de dediğini yaptıran daha çok takdir ediliyor. Hele sabır ve şefkat asla kabul edilir bir özellik değil, tam tersine zayıflığın simgesi gibi. Duygusal zeka mı dediniz, psikolog değiliz sonuçta niye gereksin ki..Çalışanların gözlerinin parlaması gerekmiyor, hırslansınlar, odaklansınlar, rekabet etsinler ve korksunlar yeterli.
    Şirketler, daha önce olmadıkları yere götürebilecek yöneticilerin lider olmaları gerektiği veya “lider” ne değildir diye düşünmüyorlar.

Yorum Yap