tr

Küçük ego sadece kendi menfaatleri için çalışır!

Hayat hiçbir zaman düz bir çizgide ilerlemiyor. Belki de onu zevkli kılan en önemli şeylerden biri de bu tutarsızlığı. Ya da kendi içinde çok tutarlı ama bize tutarsız görünen yanı. Gündemlere bakıyorum, ya güncel siyaset ya da magazin her şeyi ele geçirmiş durumda… Kendimiz dışında var olan dünyaya, fayda yaratma cesaretine ve çabasına çok azımız sahip. Bunu söylerken insandan şikâyet eden bir yapıda değilim. Bu önce kendimden şikâyet etmek olurdu. Sadece insan olarak her birimiz gerçekte neden yaşadığımızı düşünmeye başlayamamak için çok fazla meşguliyet içerisindeyiz. Mesela her gün işe gidiyoruz, ne istediğimizi düşünmeye vakit kalmıyor. Mesela her gün yapmak istemediğimiz şeyleri yapmak için “Of”larken başkalarına ve kendimize fayda yaratmayı es geçiyoruz. Mesela emekliliğimiz için para biriktirirken iç huzur için ya da ailemizle ilişkimizi tatmin edici bir düzeye çekmeye çalışmak için adım atmıyoruz.

Çok fazla meseleyi art arda saydığımın farkındayım. Amacım sizi üzmek değil. Biraz olsun durup düşünmenizi sağlamak. Yaptığınız şeyler sizi ne kadar uzun süre tatmin edebiliyor. Aldığınız terfiye ne kadar sevinebiliyorsunuz. Maaş zamları ne kadar süre mutlu ediyor sizi ya da geçtiğiniz sınavlardan sonra ömrünüzün sonuna kadar mutluluk yaşıyor musunuz?

Harward’da araştırma yapan Dan Gilbert’a göre hiçbir şeyin bizi uzun süre mutlu etme şansı yok. Bir tek istisnası var: Büyümek. Gestalt Kuramı’da aynı şeyi söylüyor. Devamlı gelişirseniz psikopataloji yaşama olasılığınız çok daha düşük çünkü “Büyüyemeyen İnsan Hasta Olur.”

Bir bakın geçen sene ile bugün arasında ne kadar büyüdünüz. Yaşınızı kastetmiyorum. Bazılarımızın zekâsı bile düşebilir. Neden derseniz “IQ” hesaplanırken paydada takvim yaşınız var. Zekânız büyümezse IQ’nuz paydadaki büyümeden dolayı düşecektir. Şaka şaka hiç birimiz “Gerizekalı” olmayacağız. Yani sanırım olmayız.

Büyüme derken kastettiğim şey; her açıdan büyümek. Elbette asıl olan bilinç olarak büyümek, egoyu sadece kendini değil başka canlıları da kapsayacak kadar büyütebilmek mesela. Hatta evreni kaplayacak bir egoya sahip olabilmek. Ben egoyu yok etmek değil evrenin iyiliğini düşünecek kadar büyütmenin doğru yol olduğuna inanıyorum. Küçük ego sadece kendi menfaatleri için çalışırken, kocaman bir ego tüm dünyaya olan faydayı kendi menfaati haline getirir. Yani egosunu genişleten biri için Afrikalı bir çocuğun karnının doyması bile menfaatinedir. Yani öyle hisseder. Yoksa birinin “Afrikalı bir annenin çocuğuna ‘Yemeğini bitirmeden kalkma!’ diyene kadar rahat olamayacacağım.” demesini nasıl açıklayabiliriz ki? Egosu ne zaman Afrikalı bir çocuğa ulaşacak kadar genişledi.

İstedikleriniz her neyse önce “Ben nasıl bir hayat istiyorum.” Ya da “Ben kim olmak istiyorum.” sorularıyla başlıyor. Bu aşama için hem kendinizle hem de başkalarıyla iletişim becerilerinizi geliştirmeniz ise en önemli adım. Ben hayatımda insanın kendine çıplakken bile taşıyabileceği yetkinliklere yaptığı yatırımlar kadar, değerli yatırımlar görmedim. Aklınıza, bilincinize yatırım yapmak devamlı büyümenizi, her şeye farklı bir perspektifle bakabilmenizi yani özünde olmak istediğiniz kişiye yaklaşabilmenizi sağlıyor. Bazılarımız için bu soru çok zor olabilir. Ancak keşfetmek ve bu yolculukta olmak mümkün. Çok eleştirilmesine rağmen ben hayatımda koçluk eğitimleri kadar dönüştürücü başka hiçbir şey görmedim. Başka bir bilinç seviyesine çıkarıyor insanı. Bunu bu tür eğitimlere katılan herkes kalbiyle doğrulayacaktır. Bu yazıyı okuyan ve koçluk konusunda eğitim almış olanlar da yorumlarını yazabilirler. Çünkü hepsi deneyimlediler ve inanıyorlar.

Dünyanın yaşayan insanlara ihtiyacı var. Tüm gününü çalışarak geçirip, kendinden ya da ailesinden başka hiç kimseye fayda sağlamayan, ne olmak istediğini dahi düşünemeyen insanlara ihtiyacı yok. Çalışırken eğlenen ve anlam yaratan insanlara ihtiyaç ise her zamankinden daha fazla. Üzerinde biraz olsun düşünmenizi, günlük güven kaygılarından az da olsa sıyrılmanızı ve etrafınıza bakmanızı çok isterim.

Bir düşünün bakalım bu dünyada nerede yaşıyorsunuz: “Cennette mi yoksa Cehennemde mi?”

Fırsatınız olduğunda koçluk eğitimlerini de deneyimlemenizi çok isterim. İyi bir yerden alın ama mutlaka portföyünüze koçluğun güçlü yetkinliklerini ekleyin. Bu yetkinliklerin hayatınızı nasıl dönüştürdüğüne inanmakta zorlanacaksınız. Kendi hayatımda koçluk öncesi ve sonrasının dağlar kadar farklı olduğunu hissediyorum. Hatta tüm akademik eğitimimde, doktora çalışmalarında dahi bu kadar faydalandığım ve dönüştürücü hiçbir şeye rastlayamadım.

Harika ve anlamlı bir hayat yaşadığınız, egonuzu kendi çevrenizden çok daha geniş bir alana yaydığınız ve “Bu hayatta nasıl biri olmak istediğinize.” karar verdiğiniz günler dilerim.

Umut Kısa

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olan Kısa’nın Us’ta Yol, Ahuna, Aziz, Kendini İşten Fethet, Koala Monti ve Ağaçlar adlı beş kitabı, Pooh’nun Tao’su adlı bir çevirisi bulunmaktadır. Doktorasını iletişim alanında yapan Umut Kısa uzun yıllardır yönetici koçluğu yapmakta ve kurumlara eğitimler vermektedir. Yayıncılık ve eğitim alanında olan SolaUnitas, kişinin kendine en uygun kariyeri belirlemesini sağlayan İzotomi Project, Yüz ve mikro-mimikler yoluyla duyguları ve güvenilirliğin tespitini yapma becerisi konusunda geliştiren Paul Ekman International Türkiye ve sokak hayvanlarının tedavisini sağlayan KitapKoala.com un kurucusudur. 

3 Cevap
  1. Umut paylaşımların; “işte bu tam da benim yazmak istediğim yazı idi” tadında. Gerek yalın-sade-lezzetli üslup gerekse anlam derinliği ve değeri okuyanı başka alemlere götürüyor. Teşekkürler,

    İki günü eşit olanın ziyanda olduğu kültürü tam da bu olsa gerek.

    Dağları delmeye, şapkadan tavşan, ölüden diri çıkarmaya ya da garajdan cirosu milyon dolarları bulan bir şirket yaratmaya da gerek yok.

    Küçük küçük ama devamlı gelişim, azar azar ama sürekli değişim insanı mutlu, umutlu ve var etmeye yeter sanırım.

  2. Osman ADIYAMAN

    Yazıyı okurken belirttiğiniz koçluk öncesi ve sonrası cümlesi,direkt olarak kıyaslamayı beynimde otomatik olarak hatırlattı bana.Gerçekten bu yolculuğa sayenizde katıldığım için çok mutluyum.Artık ilişkilerime,hayata,doğaya vs. herşeye farklı bakış açılarından bakmayı öğretti bana.

  3. Emine

    Tüm kalbimle düşüncelerinize katılıyorum..gelişim-teknolojik..vs bizden götürerek gelmesi düşündürücü! İnsani yönümüzün ilkelliğiyle karşı karşıya olduğumuzun farkında değiliz! Halbuki gelişim biz insana hizmet etsin diyeydi?

Yorum Yap