tr

Benlikle ilgili yanılsamalar

Insanoğlunun, tarihin başından beri en temel güdüsü varlığını devam ettirmektir. Amygdala (sürüngen beyin) buna hizmet etmek için gelişmiş ve kaç ya da saldır reaksiyonlarını milyonlarca yıldır vermektedir. Milyonlarca yıl diyorum çünkü, insan varlığından çok dahai önce en eski varlık olan sürüngenlerde bulunan bir beyin parçasından bahsediyoruz.

 

Amygdala:Duyguları ve saldırganlıktan cinselliğe kadar çok çeşitli dürtüleri, duyguları kontrol eden başlıca subkortikal beyin merkezlerinden birisi ve limbik sisteminin bir parçası. Çevresel uyarımlara verilen davranışsal, sinirsel, bağışıklık ve hormonal tepkileri düzenler. Bir de bu amygdala’ya eşlik eden onu kontrol altında tuttuğunu sanan ya da tutan (bu konuda derin tartışmalar var) pre-frontal korteks yapısı bulunmaktadır.

Prefrontal Korteks:Ön lobun, motor bağlantı korteksini içeren ön kısmıdır ve memeli beyni olarak adlandırılır. Düşünmenin asıl merkezinin burası olduğuna ilişkin görüşler bulunmaktadır.

Şimdi neden bu kadar teknik, anatomik ve hatta bilmediğim konular içerisindeyim diye sorarsanız, size cevabımı insanın sırrını anlamak için bu fiziksel yapıyı anlamaktan başka çare olmadığını söyleyerek işe başlayabilirim. Beyin yapısının tabiki hafızayı içine alan hipokampus gibi, ya da frontal korteks gibi çok kompleks yapılarıda var. Ancak bizim için şimdilik amygdala, prefrontal korteks ve son olarak da synaps’ın ne olduğunu bilmek yeterli olacaktır.

Synaps:Sinir yolunda bir sinir hücresinin akson ucunun, başka bir sinir hücresinin gövdesiyle veya gövde zarı arasındaki birleşme noktası. Birinci nörondan gelen sinir sinyali.

Synapslar aslında bizim bilgi, tecrübe dediğimiz öğrenilmiş herşeyi içerir. Bütün öğrenmeler, bilgiler iki adet nöron (sinir hücresi) arasındaki synapsdan başka bir şey değildir. Üstelik bu yapıda annemiz, babamız ve tüm sevdiklerimizde birer ya da daha fazla synaps den başka bir şey değildir. Şimdi bana kızacak olanlar da olabilir, nerede ruhumuz, sevgi neden synaps olsun gibi.

Size haksız demeyeceğim, ben sadece bir de bu açıdan bakın bakalım ne oluyor diyorum.

Şimdi bu bilgi bizi iki tartışma içerisine sokuyor, bunlardan birincisi; hal böyleyken özgür iradenin olup olmadığı, diğer ise insanın ben merkezli düşünce eğilimi; İlk konu yüzyıllardır tartışılıyor, kimsenin de tam olarak bir cevabı yok, ancak özgür iradenin olmadığını iddia edenler şöyle bir savunu getiriyorlar; eğer beyin sadece synapslardan oluşuyorsa,içerimizdeki herşey dışsal etkiler tarafından oluşturulmuş bilgilerden oluşuyor demektir. Yani biz sadece dışarıdan gelen etkilere verilmiş tepkileriz ve de tekrar dışarı yönlü etkiler oluşturuyoruz. Ancak bizim tepkilerimiz de dışarıdan gelen etkilerden oluştuğu için, kararları biz değil doğanın akışı veriyor. Biz de seçeneğimiz olduğunu sanırken ancak hiç bir seçeneğimiz olmadığını görebiliyoruz.

Buna ilişkin şöyle bir örnek vermek istiyorum, yeni bir iş kurmak isteyen bir danışanım bana yabancılarla konuşmakta oldukça zorlandığını ve bunu bir türlü aşamadığını ifade etti. Durumunu göz önüne aldığınızda, böyle bir davranışın kurabileceği iş hayatı için ne kadar zarar verici olduğunu görmek hiç de zor değil. Çalışmalarımız esnasında, özellikle bizim Süper İletkenlik(Super Conductivity) dediğimiz bir yöntemi kullanırken bir anı canlanması (pop up memory) yaşadı ve bana söylediği şey oldukça ilginçti.

Danışan: -………sanırım şimdi hatırlıyorum, 6 yaşındayım, bir amca benimle konuşmaya yaklaşıyor ve ben de ona samimi bir şekilde gülüyorum. Bana elindeki simidinden bir parça teklif ediyor, almak için elimi uzandığım anda, annemin sert bir tokadının yüzümde patladığını hatırlıyorum ve bana bir daha yabancılarla konuşursam bu tokatla yetinmeyeceğini söylediğini, sanırım unutmak benim için kolay değil.

Şimdi bu danışan bu olayı farkettiği zaman bile hayatında önemli değişiklik yapma şansını yakalıyor. Özellikle şu sıralar işlerinin çok iyi gittiğini söyleyebilirim. (Bu konu isim vermeden, kendisinin izniyle anlatılmıştır).

Bu nokta da danışanın göstermek istediği davranış, yabancılarla rahat iletişim kurabilmek iken, ilginç bir şekilde bu seçimi yapamıyor. Tekrar ediyorum, kendi yapmak istediği seçimi, o an hiç bir dışsal engel olmamasına rağmen -tabiki synapsler yüzünden- yapma kararını dahi veremiyor.

Bu örneğe baktığınızda kişi bir şey yapmak istiyor ancak bilinç altı yapmasını istemiyor, hangisi kazanıyor, tabiki bilinç altı. Bu arada devreye bir koç giririyor ve bir müdahaleci (dış etki-intervener) haline geliveriyor. İşin özünde bu müdahaleci (intervener) olmasaydı, kişi belki farklı etkiler altında bu kararı alabilrdi ama koşullar aynı iken davranış değişikliği gerçekleşmiyor.

Yaşadığımız olayların her biri bir synaps yaratıyor. Tramvatik olaylar ve tekrar eden aktiviteler nöron bağlantılarının güçlenmesine yol açıyor. Çocukken yediği tokat neticesinde oluşan öğrenme (synaps) tüm hayatını etkiliyor. Ta ki dışarıdan yardım alana kadar. Yeni müdahale eskisinden daha güçlü olursa davranış değişebilir. Dışarıda tokat eylemi, içeride de synaps.

Burada ki davranışı yüksek acıda değiştirebilir. Bir hikaye anlatayım. Yerde çivili bir tahta üzerinde küçük bir köpek yatıyormuş ve arasıra duyduğu küçük acılar nedeniyle inliyormuş. Yoldan geçen biri küçük köpeğin sahibine, neden köpeği çivilerin üzerinden çekmiyorsun dediğinde, köpeğin sahibi şöyle bir cevap vermiş. “Eğer yeterince çok acı çekseydi zaten kendi çivili tahtanın üzerinden kalkardı.

İşte insan hayatı içinde bu böyle, davranış kalıplarımızı belli bir acı eşiğini geçmediği sürece değiştiremiyoruz. Aslında çoğu zaman acı çekildiği bile farkedilmiyor. Koçun görevi ilk, kolu kapıya sıkışmış olan kişiye, bu durumunu anlatmak ve farkındalık sağlamaktır. Bu noktadan sonra danışan, sıkışmış olan kolunu, kapı arasından çeker ya da çekmez. Ancak bu danışanın seçimidir.

Özgür iradeyi savunanlar ise, böyle bir örnekte, danışanın koça kendi isteğiyle ulaştığını ve bu anlamda özgür iradenin varlığını iddia ediyorlar. Ancak bunu tartışmak kolay, çünkü koça gelebilmesi için de, en azından koçun varlığını bilebilecek bir bilişsel seviyede olması lazım.

Özgür irade hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

Yine 4000 yıldır tartışılan bir konu ama, hakkında yazmadan edemedim.

Ben merkezli düşünce eğilimine, daha sonra gireceğim, sağlıklı haftalar.

Yorum Yap