tr

Koç, Mentor ve Danışman: Müşterilerinize Hizmet Etmek İçin Bu Üç Rolü Nasıl Kullanmalısınız?

İşletme sahipleri, üst düzey yöneticiler ve CEO’lara hizmet veren bir Koç olarak, bu kişilerle danışma gruplarında ve bire bir oturumlarda yakın temas halinde çalışıyorum. Bu kişiler başarılı liderler ve iş sahipleri olmalarının yanı sıra, öncelikle birer insan ve karşılaştıkları sorunlar onları kişisel ve profesyonel olarak etkiliyor. Yaşamlarının her iki yönü de birbirine bağlı. Tüm danışmanlarımla birlikte çalışmadan önce, işe bu gerçeği anlayarak başlıyorum.

30 adet başarılı liderle çalışıyorum. Bu liderlerin en büyük başarılarını elde etmede karşılarına çıkan engelleri düşündüğümde, şu üçü ön plana çıkıyor: deneyim eksikliği, bilgi eksikliği ve kişisel farkındalık eksikliği. Bu yöneticileri etkin bir şekilde desteklemek için ben de üç farklı role bürünüyorum:

Birinci rolüm: Danışman. Bir danışman olarak, onlara sorunlarını çözmek için ne yapmaları gerektiğini söylerim. Bu, o anda karşı karşıya kaldıkları zorluklarla ilgili olarak onlara yardımcı olmak için uygulanan acil bir çözümdür, ancak uzun vadede bir değeri yoktur. Çünkü benim onlara ne yapmaları gerektiğini söylemem, onların bu bilgiye nasıl ulaşacaklarını öğrenmelerini engeller. Danışmanlık elbette bir amaca sahiptir, ancak danışanlarıma üst düzeyde hizmet vermek için bu rolü olabildiğince az kullanırım.

İkinci rolüm: Mentor. Bir mentor, bir akıl hocası olarak onlarla tecrübelerimi paylaşırım. Böylelikle onlar da karşılaştıkları sorun ve zorluklarla bağlantı kurarak daha derin bir içgörü sahibi olurlar. Bu yaklaşım, danışanlarımın düşüncelerini geliştirmelerine ve zaman içinde içgüdülerini güçlendirmelerine yardımcı olur. Bir yerde bilgi açığı varsa; mentorluk ve danışmanlık büründüğüm ana rollerdir.

Üçüncü rolüm: Koç. Bir koç olarak; karşılaştıkları her türlü konuyla ilgili farkındalıklarını artırmaya, ulaşmak istediklerine ilişkin netlik kazanmalarına, önlerindeki engelleri belirlemelerine ve bu engelleri aşma stratejileri oluşturmalarına yardımcı olmak için danışanlarımla ortaklık kuruyorum. Bizim de ICF’de öğrendiğimiz budur.

Koçluk rolümde danışanlarıma ne yapmaları gerektiğini söylemiyorum, onlara kendi yollarını bulmalarını sağlayacak sorular soruyorum. Tecrübelerime göre, kendi vizyon ve stratejilerini yaratan kişilerin, bunları uygulama ve sürdürme olasılıkları çok daha yüksektir, dahası bu şekilde umdukları sonuçları alırlar. En büyük zorluk, gerçek “koçluk” rolünde kalmaktır. Yıllarca süren iş başarısına sahip olsanız bile, danışanlarınıza ihtiyaç duydukları cevapları söyleme dürtüsünü bastırmalısınız. ICF Sertifikalı bir koç olmak, bana bu rolde etkin bir şekilde kalabilmem için araçlar verdi.

Konunun benimle değil, danışanımla ilgili olduğunu öğrendim. Her şey, onlara kendileri için en doğru kararları vermek için yardımcı olmakla ilgili. Bu genellikle onlara kendilerini yansıtma yönünde ilham veren sorular sormak anlamına gelir; bu da koçluk ve diğer roller arasındaki bir diğer ayrımdır.

Bir yönetici; nasıl bir lider olduğu, güçlü yönlerinin neler olduğu, hangi kişisel zorluklarla nasıl mücadele edeceğini bildiği konusunda dürüst ve nesnel bir anlayışa sahip olduğunda, önemli ve uzun vadeli değişiklikler yapmak için gerçek bir fırsata sahip olur. Bu fırsat kendi kendine sorgulama yeteneği edinmekle gelir ve gerçek bir oyun değiştiricidir. Etkili koçluğun duygusal zeka ile ilgisi ve artan kişisel farkındalık; gerçek bir dönüşüme yol açacaktır.

Özetle, danışanlarınıza hizmet verirken; danışmanlık, mentorluk ve koçluk da dahil olmak üzere farklı rol ve yaklaşımlardan yararlanmak faydalı olacaktır. Bu ayrımları açıkça yapmak ve hangi şapkayı ne zaman giyeceğimi bilmek, danışanlarınıza daha etkin bir şekilde hizmet vermenizi sağlayacaktır.

Charles Furman, ICF Sertifikalı Yönetici Koçu

Kaynak: International Coach Federation

Çeviren: Pınar Göker

Yorum Yap