tr

Kazanmak İçin Doğarız?

Ben hepimizin tertemiz ve saf bir şekilde geldiğimize inananlardanım. O tertemiz zihnimiz bu dünyaya ilk olarak çığırtkan bir ağlamayla “Merhaba!” dese de öğrenmeye başladığımız andan itibaren sosyal-duygusal gelişim aşamasında kendi duygu ve davranışlarımızı nasıl kontrol edebileceğimizi öğreniyoruz.

Sınırsızlık öğrenmeyle beraber ortadan kalkıyor. Önce kendi duygularımıza ket vurmayı öğreniyoruz sonra da bize bunu yapanlardan öç alır gibi aynı şeyi başkalarına yapıyoruz. Bazıları faydalı olsa da bir kısmı duygularımızı ve dolayısıyla algılarımızı bozmaya teşne. Bazen de umutlarımız yok oluyor ve içimizde var olan potansiyelimizi kullanmamız engelleniyor.  Sınırlar, sınırlar, sınırlar…

Hep önerdiğim ve bugünlerde de yeniden okuduğum “Kazanmak İçin Doğarız” kitabı kadar beni kazanan ve kaybeden kavramı ile yüzleştiren hiçbir şey olmamıştır. Elbette kendi hayatımda çoğunuzun yaşadıklarına benzer olaylar yaşadım. Yıllar önce kendimi Kaybedenler Kulübü’nün bir üyesi gibi görürdüm.   Hep bir beklenti, hep bir hayal kırıklığı yaşıyordum sanki. Yaşadığım onca deneyim kendimi yönetmeme engel oldu. Hep bir inanç kalıbım vardı ve ona sığınıyordum.

Genellikle anılar ya da gelecekteki beklentilerimin üzerine bir yaşam inşa etmişim. Geçmişin keşkeleri ile pişmanlık, geleceğin endişeleri ya da beklentileri ile özlem duygusunun içerisinde boğulup kalmışım. Mucizeler bekle dur ve anı kaçır.

Elbette hep böyle devam etmedi. Eğitimler, gelişimler, okumalar bir şeylere hizmet ediyordu. Kazanan ya da kaybeden diye bir şeyin sadece bir seçimden ibaret olduğunu anlamak başka bir dünya yaratıyor.

Ancak kazanma seçimini yapmaya başladığınızı hissettiğiniz andan itibaren kazanma şansınızı devamlı artırmaya başlıyor ve kendinize farklı bakıyorsunuz. Bazılarınızın da benim bir zamanlar hissettiklerimi hissediyor olabileceğinizden size kitabın içerisinden birkaç cümleyi özet olarak geçeceğim.

Kazananların hangi yetenekleri var ve neleri farklı yapıyorlar. Gelin bunlara bakalım;

Kazananlar için en önemli şey başarı değil; doğruluktur.

Dürüstlük ile kendi gerçeklerimizi net bir şekilde bilir ve tanırız. Ona göre yaşar ve buna inanarak hevesle öğrenmek isteriz.

Olmayı düşlediği kimlik için yaşamını harcamaz.

Kendimizi eğer olduğumuz gibi kabul eder ve benimsersek enerjimizi farklı görünmek için harcamayız. Kısacası “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol!” Nitekim asıl gelişim kendini yargıladığında değil, tam olarak kabul ettiğinde başlıyor.

Düşündüklerini yaparlar ve bilgilerinden yararlanılmasından memnun olurlar.

Başkalarını kesinlikle suçlamazlar.

Başkalarının bizleri yönettiği düşüncesinden uzaklaşmak gerekiyor. Kendi kendimizin patronu olmalıyız ve bu bilinçle yaşamalıyız.

Zamanlama hatası yapmazlar.

En uygun tepkileri en uygun zamanlarda gösteriyor olmalıyız. Aldığımız ileti sonucunda karşınızdakinin önemi, değeri, huzuru ve itibarını göz önünde bulundurmadan tepki vermeyin.

Zaman onlar için çok değerlidir.

İsraf edeceğimiz en son şeydir zaman.

Hızlı karar alırlar.

Esnek olup sorun değil çözüm üretmek gerek bu dünyada. Şu anda ne yaşıyorsa ona göre plan yapmalı insan. Her şey den zevk almaya çalışarak.

Eğlenmeyi bilirler ancak ertelemeyi de.

İsteklerimizi yaşamak en doğal hakkımız. Ancak bunu zaman düzenine sokmakta usta olmalısınız ve kendinizi asla kaybetmeye alıştırmamalısınız.

Tüm dünya ile ilgilenirler.

Toplumun genel sorunlarından kendimizi soyutlamamalıyız.

Kapılar başladığınız yer ile barıştığınızda hızla açılmaya başlıyor. Önce tam olmanız gerektiği yerde olduğunuzu ve bunun sizin yaptığınız seçimler olduğunu anlarsanız ilerlemek için gücünüz ve enerjiniz oluyor. Başkalarının seçimlerinin sonucunda yaşadıklarınızın başınıza geldiğini düşünüyorsanız, suçlamaya harcayacağınız enerji, sizin tüm enerji depolarınızı tüketiyor. Unutmayın iddia ettiğim şey, başkalarının suçlu olmadığı değil. Sadece böyle düşünmek sizin enerjinizi düşürmekten başka bir işe yaramıyor.

Kazanmak için doğuyoruz UNUTMAYIN…

Yunus Emre Şentürk, Profesyonel Koç

 

Yorum Yap