İmdaat !!!!!!! Bu Parmaklıkları Kim Koydu?

İçinizden çığlık çığlığa yükselen böyle bir ses var mı? Ya da çevrenizden bunu daha fazla mı duyar oldunuz acaba? Hayatınızda değişmesini istediğiniz, değiştirmek istediğiniz şeyler var, amaaaa…… “o ne der?” “bu ne der?” fısıltıları mı uçuşuyor beyninizde…

 

 

Saf, temiz boş süngerler gibi doğarız belki de… kuru bir süngerin suya açlığı gibi açtır beynimiz. Duyduğumuzu, deneyimlediğimizi, öğretileni olduğu gibi alıp atarız bu süngerin içine.

“Ağlamayana meme vermezler” dediklerinde ya da ağlayıp herşeyi elde ettiğimizde, atarız bu bilgiyi içeri, sormadan, sorgulamadan ya da yaş itibariyle sorgulayamadan…

 

Yıllar geçer, geçtikçe birikir kalıplarımız, grileşir süngerimiz.

“Taşa basma karnın ağrır” dendiğinde karnımız ağrımaya bile başlar. Ya da bizim karnımız ağrımasa bile, hiç düşünmez yanımızdakine

“Taşa basma karnın ağrır” demeye başlarız.

 

Yıllar geçmeye devam ettikçe iş kalıplarla kalmaz, beyin düşünüyor ya…

İşin içine yargılar ve önyargılar da girmeye başlar. Bir bakmışız ki

“o ne der?”,

“bu ne der?”,

“şu ne düşünür?”,

“yok yok öyle yapmayayım, yanlış anlaşılırım”,

“ya hakkımda kötü düşünürlerse”,

“hayır hayır herkesi, herşeyi karşıma alamam, yapmamalıyım”

cümleleri ile kendimizi ikna etmeye çalışıyoruz.

 

Herkesin ağzında bir “mahalle baskısı”dır gidiyor. Yani kim ne düşünür, ben şunu ya da bunu yaparsam fikrinin beynimize ve tabii ki doğal olarak ruhumuza yaptığı baskı. Hatta daha ileri gitmek gerekirse korkunun ta kendisi.

İnsan doğasının temel içgüdüsünün “yaşama içgüdüsü” olduğunu düşünürsek eğer, korku bizi doğruca saldır ya da kaç aksiyonuna dahi götürebilir. Çoğunlukla da kaçılır… istenmeyen davranıştan kaçınılır, kapanılır, ertelenir, ötelenir.

 

Sonra da doğal olarak bağırmaya başlıyoruz; İmdaat ben hapsolmuşum diye…

 

İnsan beyni ve ruhu kendi için neyin doğru olduğunu ya da ne yapmak istediğini ya da neyi neden seçmek istediğini aslında biliyor.

Biliyor ama cesaret edemiyor.

 

Öncelikle kendimize bakmalı, kendimize sorular sormalıyız;

Hangi kalıplar var bende çocukluktan beri süngerimde biriktirdiğim?

Bunların hangileri benim gerçeğim, hangileri bana hizmet etmiyor?

Ben neleri, kimleri hangi durumda yargılıyorum?

Benim yargılanmaktan en çok korktuğum neler var içimde gibi?

 

Bu sorulara dürüstçe cevap verdiğimiz zaman değişime ve harekete olan rezistansımızda doğal olarak azalacaktır.

Kendi hapishane demirlerimizin için de mi yoksa dışında mı yaşamak istediğimize biz karar veririz böylece.

 

Unutmamalıyız, asıl hapishane insanın beyninde yarattığı hapishanedir

 

16 Cevap
  1. ercan

    ayça makaleni çok beğendimş hakikaten
    bazen kendimizde birtakım konularda zihnimizdeki duvarların etkisi ve kısıtlaması altında olduğumuzu anlıyoruz. parmaklıkları aşabilmek Cesaret gerektiriyor tamamen katılıyorum
    selamlar

  2. Sanem APA

    Merhaba Ayça Hanım,
    Sizi burada yorumlarınızla değil yazılarınızla görmek çok çok güzel… Yorumlar başkaydı ama yazılarınızın sesi başka sanki… Başladığınız yol çooook kişiye karşı durmak zorunda olacağınız bir yol :))
    Şimdiden başarılar dilerim…
    Şansa ihtiyacınız yok çünkü siz zaten şanslısınız… Çünkü Annesiniz :)))
    Sevgilerimle…

  3. Yiğit Acikbas

    Burası oyun alanı ; Meraklısına….

    Burada ;
    – Yazıp yazıp , kafayı bulan var..
    – Cakma isimle yazan var , ki onların tedavi görmeleri sozkonusu halen…
    – Şahane yazmışsınız diyen bir kitle var , hep onay veren hayatında…
    – Gercekten cevap yazan var , aslında söyle diye katkıda bulunan…
    – İzleyen var , kapı deliğinden meraklı alışkanlığından…
    – Belki tutar deyip attıgı tohumun düşüncelerde farklı olmasına etkisi olan…
    – Sansür yapma yetkisi olan bir kisi var , oda elinde Demoklesin kılıci , sallıyor….Faşist : )
    – Mesaj yollayanlar var , belki kafaya saksı düşer , az ihtimal ama , diyenler var…
    – Yazi yazmanın guzelligini ve bunu 10 kisi bile okusa , icinden de 2 kisi hayatında ufak bir degisiklik yapar sebebiyle sevineler var…
    – İste budur , deyip korkularını paylaşanlar var …
    – Yazarsam yol su elektrik olarak bana doner , pişman olurum diye hayatını sadece Tanrı’nın bildigi kisiler var…
    – Bana dokunmayan bin yasasın , ama niye dokunmuyorlar bende vatan evladıyim diyen , okur ama yazmaz şahıslar var…

    Oyun alanı ….

    Kimden ne korkunuz var ki …
    ( Ateş olsa o kimse , cumru kadar yakar )
    Geçmişinizden ne korkunuz var ki …
    ( Kaybedilmiş bakireligin davası olmaz )
    Hatta gelecekten ne korkunuz var !!!!!!
    ( İstemesenizde , istedikleriniz olur )
    ( Tek korkunuz olması gerekir ; Tanrı …O nihai adalet dagiticidir. )

    Oynamak isteyen , yazıyor ..
    İstemeyen , okuyor ve gidiyor.
    Bu kadar ; Basit…….

    Oyun oynayanlara ahkam kesmek , kolej mezunlarının genel davranış biçimidir.
    Hadi oyna dersin ;
    – Ben istesem güzel oynarım , ama gerek yok…der
    Sanki düğünde kalk , oyna dedik. : )

    Hayat boyu oynayacak halimiz yok , bu günlerde keyif alıyoruz.
    Sonrası ; Allah Kerim…

    Hazır oyun var , al tuzlugunu gel , istersen…
    Bir daha bizi nerede bulacaksın : )

    Belki daha mutlu olacaksın ….

    Sevismek te aynı !
    ( Hatırlatma ; bir orada , bir burada , olmadı şurada yazılar yazmamak lazım / teşbih’te hata olmaz’ …)

    Bulutsuzluk Özlemi ;
    – Yarın yok ki…
    Der : )

  4. Nuriye zelef

    Ayca makale sahane.. Fakat yorumlardaki kimler, bildigin birileri mi? Ne ayak, Dedirtiyor inan ki. Senin yazin uzerinden kendini portlet, vs vs.. Ay ne cok seviyoruz kendimz bi sey uretmeyip uretilen ustunden bunu yapmayi..ben boyle ciddi yorum yapamiycsm burasi oyle bi yerse affola..
    Devamini hasretle bekliyoruz..
    Gul yuzunuzu gorerek balkon sohbetlerimzde canlisini yapmayi da.
    Kisaca; anam, sen bize ” kir gonlunun zincirini ” diyorsun ki ah ne iyi yapiyosun :))

  5. fevzi çevik

    çok hoş bi yazı gerçekten…sabah uyandım, ofise geldim, günlük işlerin arasında boğulmakta iken bunu okudum ve tam anlamıyla yüreğim titredi. etrafımda ne de çok parmaklık var dedim sonra biraz düşününce kendi kendime. hatta neredeyse parmaklıklardan gökyüzünü göremediğimi farkettim…

  6. Yiğit Acikbas

    Anlaşılabilir cevap hakkım. ; 2 …. Sosyopat ; Daha iyi adıyla “tutku” … İyi bir Sosyopat olmak icin zekaya gerek yok inanın , duygu yüklü olması yeterlidir. Bu “tutku”yü kötüye kullanırsanız , savaş çıkartırlar. Bu “tutku”yü iyiye kullanırsanız mucizeler olur. Birde Tanrı faktörü var : ) İnsanlari ikiye ayirmistir ; Sosyopat ! Olanlar ve digerleri …. Aramızda , bu sıfatı ben sevmedim , Sosyopat ! Cok bilimsel bir çakma kelime … Hastalıksa kabulumdur , ama eski ismi daha güzel… “Tutkulu …” Kulaga daha hoş geliyor. Sozlukteki tarifinde egolarım şişti, sizde “verin coşkuyu ” yapmışsınız , teveccühünüz… Her yol mubahtir , sosyopatlar icin güzel bir tarif… Ama benim icin o kadar degil 🙂 İcim elvermiyor zaman , zaman … Zaten sosyopatlardan ya “Zalim” yada “lider” olur. İkisi aynı anda oldugunda ; A. Hitler ! …… Benimkisi , daha romantik bir sekilde zuhur ediyor. Rahat olun Ltf. : )

  7. Hülya Gemicibaşı

    Ayçacım tebrik edirim, yazını çok beğendim. Yüreğine ve kalemine sağlık…Devamını büyük bir merakla bekliyorum
    Sevgilerimle

  8. Zeliha İşlek

    ben ayça hanımında cevabını merak ediyorum doğrusu, Yiğit Bey’in tüm sorunları çözmüş olduğunu görebiliyorum. Ancak bu bilinç seviyesine erişmek benim için hemen mümkün olmamalı herhalde.

    Belki anlşılır bir şekilde de cevap alabilirim. Ancak şunu bilirim. Dünya da bıldiğim en zeki grup sosyopatlardır. İstedikleri herşeyi elde edebilecek bir zekaya sahiptirler.

  9. Yiğit Acikbas

    Cevap hakkım doğmuş…. : )

    “Bilge değilim , yorgunum sadece ”

    “Roma”dan sevgilerle…Woody Allen / Alec Baldwin’den filmdeki bir replikti…
    Züliha Hanım’a ithaf olunur.

    Süreçler kalanları temizlemezki üstelik , yer değiştirir icimizde…

    Ayca Hanım’a ;
    – Ben ne istiyorum hayatta , sorusuna Phoeniks ‘te simdi rahmetli olan İsrael söyle cevaplamıştı ;

    – Hiç …!

    Sacmalamamis , zamanla anladım..
    İdiaali bir soruya , saçma gelen cevabı tersten okursanız , ne kadar doğru geldigini fark edebilirsiniz.

    Umut , bendeki bir “Roma” hikayemi makale olarak yazarsam ,sende yayınlarsan , flimdeki hikayeye on basar..: )
    Ask,nefret , kin, intikam , renkli , Türkçe ..
    Sonu nasıl bitiyor , söyleyeyim ;

    -Hiç..!

    Hikaye , bir cocuğun olumune sebep oldu …
    ———————————————————-

    Yapım : Tanrı …
    Yer : Vatikan

    : (

  10. Zeliha İşlek

    Benım yaptıgım yorumu sadece cahıllığımle sordugum bır soru olarak sunarken, goruyorum ki, aramızdaki bilgeler cevaplamıslar. Bilgelere bilgeliklerini bana sundukları için teşekkür ederim.

    Teşekkürler Ayça Hanım, içimdeki sungeri bilmem ama tabiki hepimiz temizleniyoruz büyüdükçe, Ancak söylemeliyim yorumlarınızdaki dil kalıplarınız sanki daha iyiydi. Makale yazarken keskin katlarınız yuvarlak bir hale gelmiş gibi geldi bana… Ne değişti merak ettim

    Eminim süreç kalanları da temizlememe yardım edecektir.

    Yiğit bey Pink Floyd’u dinlerim, dinlemeye de devam edeceğim.
    Sevgilerimle

  11. Kağan ÇAVUŞOĞLU

    Sevgili Ayça,

    İlk ama etkili bir makale, öncelikle bu konuda seni tebrik ederim.
    Hayatın aslında kendisine hiç adil davranmadığını iddaa eden bir çoklarını, kollarından tutup sarsacak nitelikte, kısa ama öz…

    Sevgi ve Işıkla…

  12. Ayça Kabaş

    Zeliha Hanım,
    isterseniz bir de soru sormaya;

    Ben ne istiyorum? diyerek başlamayı deneyin.

    İstekleriniz ile ilgili ulaşacağınız “yapamam çünkü…” listeleri eminim bu defa sizi süngerinizdeki kalıplara ulaştıracaktır.

    Sevgiler,

  13. Yiğit Acikbas

    Ayca Hanımın izniyle Zeliha İslek Hanım’a cevap vermek istiyorum….

    Zeliha hanım…….
    Ozel yöntem sudur ki ;

    Pink Floyd ; The Wall albumunu dinleyin , İngilizceniz varsa …
    Yoksa ;
    ” Neset Ertas ” dinleyin ….

    Sürc-i Lisan ettiysem affola.

  14. Yiğit Acikbas

    Sonra bana “deli” diyorlar….

    Yazdığım tüm yazılarda senin makale’ni savundum.
    Konuştuğum herkese , o kadar konuşacağına hadi yapsana, dedim.
    Kavga ettigim herkese , sen bir halt degilsin dedim.
    Ben hiç değilim…diye de üstüne bastım !
    İliskilere baktığımda , yürümez dedim , sana ne dediler, yürümedi …Falci mi olmak lazım , bu kız orospu sana yakışmaz dedim , sonra Kanka olduk adamla !
    Evliliklere baktım , bu adamın ruhu sakat , satar seni dedim , kotu oldum , adam sattı ! Aglayarak bana geldi….
    Menfaati var , şerefsiz dedim …
    Ego satıyor , sakın alma , şişersin sonrası Allah Kerim dedim , inanmadı , simdi ortada yok …
    Bende cok sey bildiğimden degil , deneyimlerimi ve iç sesimi dinlediğimden konuştum , yoksa cooook matah biri değilim dedim , buna inandılar , salak bu millet !!!!!!

    Bu iktidar 10 sene gider demiştim , 10 sene bitti..
    Ergenekon var tabiki , 12 Eylül’ü hatırlayanın buna kızmamasi lazım dedim , bana Fettullah’ci dediler ..
    Hoca Efendiye ! Neden korkuyor ki gelsin Turkiyeye dedim , ama gelemez cunku o birilerine bağlı ,dedim ulusalcı dediler…
    PKK bu ülkeye daha 1000 yıl musalat ta olsa , kicini yırtsa asla hedefine ulaşamaz dedim , 32 yıl gecti…

    Yukarıdaki yazilarin konusunda , kendi düşüncelerini yazabilen kisilerin elinden öperim….

    Ayca Hanım ;

    İlk makaleniz ….
    Tebrikler : )

    Kalbinde fesat , icinde hesap yoksa ve “konuşabiliyorsa” kisi , bahsettiginiz ne duvar kalır , ne de korku…
    Akıl veriyor gibi olmasın , sizi teyid ediyorum. : )

    İkinci makale’niz , istek parça gibi olacak ama ;
    – Kaçanlar…
    Olsun !

    Yüreği , yüzü, hatta gecmisi boktan kisilerin nasıl kaçtığını bana anlatirmisiniz…

    Yazmazsan ben yazarım..
    Sonra bana “deli” diyorlar…: )

  15. Zeliha İşlek

    Öneriyi dinledim Ayça Hanım, kendime dürüstçe sordum ve cevap alamadım kendimden. Almak için özelbir yöntem var mı?

Yorum Yap