Hiç yüksekten düştünüz mü?

Küçükken kendi rüyalarımda yüksek bir yerden boşluğa düştüğümü görürdüm. Biraz araştırma yaptığımda, bu tip bir rüyanın birçok insan tarafından deneyimlendiğini gördüm. Araştırmacı psikologlar Eleanor J. Gibson and Richard D. Walk’a göre, insanoğlunun doğuştan getirdiği iki korku var. Bunlardan birincisi yüksek ses, diğeri ise yüksekten düşmektir. Bunu yeni doğan bir bebekte bile görebilirsiniz. Yani gözlemlenmesi oldukça kolaydır. Ben pek rüya tabirlerine inanmam ama yine de genel olarak rüyada yüksekten düşmenin pek de iyi bir haberci olmadığını söyleyen rüya yorumcuları da var.

Tabi asıl konumuz rüya yorumları değil. Yüksekten düşmek sadece fiziksel olarak yüksekten düşmeyi anlatmıyor bu yazıda. Yüksek diye tanımladığımız her neresiyse oradan bahsediyorum. Bu birisi için zenginlik, diğeri için makam ya da sevgi dolu bir ilişki de olabilir. Hatta bir yakınınızı kaybetmenizi bile yüksekten düşme grubuna dahil edebilirsiniz. Yüksek diye tanımladığınız yerden düştüyseniz düştünüz. Elbette hep birlikte ağlayabiliriz. Ancak, acınızı paylaşmak dışında size nasıl bir faydası olur bilmiyorum. Çalıştığım yöneticilerden biri bana sıklıkla gördüğü yüksekten düşme rüyasını anlatırdı. Hatta bunu araştırdığını ve kötü haber olduğuna inandığını söylerdi. Üstelik de bir süre sonra genel müdür olduğu şirketindeki görevine hoş olmayan bir şekilde son verildi. Doğal olarak, kurumun sağladığı imkânlar oldukça bol iken hem mali olarak hem de itibar olarak onun tanımıyla birden “yüksekten düşüverdi”.

Önümüzde bazı seçenekler vardı.

1. Birlikte ağlayabilirdik

2. Düştüğümüz yerde kalabilirdik

3. Yeniden yukarı gitmeye çabalayabilirdik

Birlikte ağlamak kısa vade için aslında fena bir çözüm olmayabilir. Yaşanan her olumsuzlukta mutlu olacak değiliz. Birileri bizi anlamalı ve acımızı yaşamak doğamızın gereği. Ancak, zihnimizin bağışıklık sistemi oldukça güçlüdür. Yeni duruma uyum sağlama konusunda dünyadaki en uyumlu yaratıklar olduğumuzu söylemem gerekir. Kısa sürede toparlanabilecek bir mekanizmamız var. Tabi ki altında bağlı ya da takılı kaldığımız başka duygular yoksa.

Örneğimizde “genel müdür” olan kişi hem piyasa bilgisi hem de tecrübesi ile kendi firmasını kurup aynı alanda müteşebbis olmayı becerebildi. O kadar büyüdü ki, şimdilerde eski şirketi olan yabancı firma piyasadan çıkmak üzere. Şu anda sorduğumda düştüğüne çok memnun olduğunu iletiyor.

Benim çok sevdiğim bir söz var.

“Dibe gitmek değil, dipte kalmak başarısızlıktır”

Hayatımızı yaşarken, gerçek öğrenmeleri kendi başarısızlıklarımızla gerçekleştiririz. Aslında başarısızlık yoktur, geri bildirim vardır. Başarısız olur, öğrenir, kendimizi geliştirir ve yeniden deneriz. Bazen öğrenene kadar deneriz. Aynı bir çocuğun emeklemeyi öğrenmesi gibi…

Hayatımda yürümede birkaç defa başarısız olduğu için, yürümekten vazgeçen bir çocuk henüz görmedim. “Zengin Baba, Yoksul Baba” kitabının yazarı Robert Kiyosaki’nin hoşuma giden bir anlatımı var.

“Okullardan genelde üç çeşit insan mezun olur, A Grubu öğrenciler genellikle çok başarılı ve okulda derece alan çocuklardır. B grubu öğrenciler onlardan sonra gelirler ancak mezun olurlar. C Grubu öğrenciler ise, genellikle okullarda sınıfta kalarak ya da dersleri tekrar ederek geçerler. Ancak gerçek hayatta A Grubu öğrenciler özel şirketlerde “Beyaz Yaka” işleri yaparken, B Grubu öğrencilerin en büyük ideali “devlete kapak atmak” olur. C grubu ise genellikle A Grubunun “Beyaz Yaka” olduğu şirketlerde “Patron” olur.”

Elbette ki yukarıdaki paragrafı fazla klişe ve genelleştirme olarak görebilirsiniz. Haklısınız da… Ancak böyle söylemesinin asıl nedeni C Grubu öğrencilerin kendi hayatlarında başarısızlığa alışık olmaları nedeniyle daha kolay risk aldıkları ve diğer hiç kimse onları işe almadığı için müteşebbis oldukları yönündedir. Zengin olan Kiyosaki derki; “Muhasebe bilmeme gerek yok, muhasebeciyi işe alabildikten sonra.”

Değerlendirmeyi size bırakıyorum. Asıl mesele “Yüksekten Düşme” korkusu ile hiç yükseğe çıkmayacağınız mı, yoksa yüksekten düştüğünüzde yeniden ayağa kalkmayı becerip beceremeyeceğiniz mi? Her iki sorudan hangisi size daha fazla uyuyorsa onu cevaplayın. Ancak benim yine de bazı tavsiyelerim var.

Başarısızlığı öğrenin. Başarısızlık pratikleri yapabilirsiniz. Hem de çok kolayca. Önce küçük ve kaldırabileceğiniz başarısızlıklarla hatta kesin başarısız olacağınızı bile bile başlayın. Öyle ki başarısızlık başka bir başarı olsun. Benim en sık verdiğim tavsiyem size saçma gelebilir ancak yine de söyleyeceğim. Mesela bir fast food dükkânına gidip alacağınız hamburger için indirim isteyebilirsiniz. Ya da büyük bir alışveriş mağazasında bir ürünü ücretsiz almak istediğinizi söyleyebilirsiniz. Başta tedirginlik yaratsa da sonra çok eğlendiğinizi fark edeceksiniz. Önemli olan küçük başarısızlık kaslarınızı geliştirebilmeniz için pratik yapmak ne de olsa. Sonrasında risk alma beceriniz de artacak ve aynı zamanda “Yüksekten” düştüğünüzde çok daha hızlı ayağa kalkabileceksiniz.

Umut Kısa

(Ahuna ve Us’ta Yol Kitaplarının Yazarı)

2 Cevap
  1. Selay Turgutalp

    Başarı yada başarısızlık yaşadığımız deneyime nereden baktığımıza bağlı gerçekten başarısızlığı kolayca ve pratiklerle kabul etmeyi başarırsak yüksekten yumuşak bir yere düşmeyi başarabiliriz ve düşülen yerde keyifli olabilir:) çok güzel bir yazı olmuş teşekkürler:)

Yorum Yap