tr

Finlandiya Eğitim Devriminden Çıkarılması Gereken Dersler

Günümüzde eğitim konusunda tutkulu olan ve halihazırdaki eğitim sisteminin reforma ihtiyacı olduğunu düşünen herkesin, Finlandiya’daki eğitim devriminden çıkarması gereken dersler var. Finlandiya bugün, oldukça başarılı bir eğitim sisteminin örnek alınacak modeli haline geldi.

Finlandiya’da öğretmenlik mesleği son derece rekabetçi koşullara dayalı; sadece en iyiler ve en zekiler öğretmen olabiliyor. Ayrıca Fin öğretmenlerine yüksek maaşlar ve primler ödeniyor; öğretmenler işten çıkarılma korkusuyla değil, yüksek motivasyonla mesleğini icra ediyor. Öğrencilerin okul saatleri, dünyanın geri kalan ülkelerine göre kısa ve ev ödevleri de oldukça az. Buna rağmen uluslararası değerlendirme sınavlarında Fin öğrenciler en yüksek puanları alıyor.

Pasi Sahlberg’in “Finlandiya Eğitim Devrimi” kitabını okumaya başlamak, bu başarı hikayesi ile ilgili daha fazla merak uyandırıyor.

Gerçek şu ki, Finlandiya eğitim konusunda ciddi ve anlamlı bir reform yoluna girmeden önce – ki bu onlarca yıl boyunca devam eden bir süreçti – her zaman yüksek kaliteli eğitim standartlarıyla tanınmıyordu.

Bu kitabın basımı da, ABD ve diğer gelişmiş ülkelerde bir “eğitim reformu” hareketinin güçlendiği döneme denk geldi. Bu dönemde Başkan Barack Obama’nın “Tepeye Kadar Yarış” programı konuşuluyordu; program, eğitim reformunun temel paradigmalarını içerisinde barındırıyordu: test, hesap verilebilirlik ve seçim. Programa göre, öğretmenlere test sonuçlarına göre prim verilmesi ya da işten çıkarılmaları söz konusuydu. Proje, “kötü” öğretmenlerin kovulması gerektiğini bildiren 2010 yılı Newsweek kapak hikayesiyle de güçlendi. Hemen ardından, Amerikan eğitim sistemine eleştirel bir perspektiften bakan ve aranan cevabın özel okullar olduğunu anlatan “Süpermen’i Beklerken” filmi yayınlandı.

Aynı dönemde “Finlandiya Eğitim Devrimi” ilk kez yayınlandı ve devam eden tartışmalara farklı bir ses getirdi. Finlandiya, uluslararası öğrenci değerlendirmelerinde en yüksek test puanlarına sahipti ve Amerika Birleşik Devletleri’nin uyguladığı reformların hiçbirini uygulamıyordu. Güçlü bir devlet okulu sistemine sahipti, özel okulları yoktu, öğretmen olmak isteyenler için çok yüksek standartları vardı ve deneyimsiz üniversite mezunlarının öğretmenlik yapmasına izin verecek olan Finlandiya öğretme modelinden kaçınıyordu. Zorunlu beş yıllık kolej hazırlık programı uygulandı. Öğrencileri, lise bitinceye kadar standart testlere tabi tutulmadı.

Sahlberg kitabında; “Okullar, test gerektirmeyen şekilde standart hale getirilmiştir” diyor; öyle ki, Finlandiya 2001 yılında Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın başında yer aldığında, bazı Finliler çok yanlış bir şey yapmış olmaları gerektiğini belirtti; çünkü test sadece okuryazarlık, matematik ve bilim verilerini ölçüyordu.

Finlandiya’nın sunduğu alternatif eğitim yöntemleri, Amerikalı eğitimciler için bile canlandırıcı bir seçimdi. Sahlberg; ABD, İngiltere ve diğer pek çok ülkenin reform hareketini “Küresel Eğitim Reformu Hareketi” olarak adlandırıyor. Bu hareket gerçekten de birçok ülkeye bulaşmış durumda ve Sahlberg, kitabını bu harekete karşı bir dezenfektan olarak sunuyor.

Sahlberg Finlandiya’nın eğitim reformu stratejisinde öncü ses olarak kabul ediliyor; kendisi okul sisteminde eğitim almış ve ders vermiş, Eğitim Bakanlığı için mesleki gelişim stratejisini gözetmiş, Dünya Bankası için çalışmış ve ülkesi için kesinlik niteliği taşıyan bir rapor yazmıştır.

Salhberg fikirleri ile ilgili olarak dünya çapında konuşuyor, niyeti de son derece kendine özgü. Kimseyi Finlandiya’nın dünyadaki en iyi eğitim sistemine sahip olduğuna ikna etmeye çalışmıyor. İkincisi, ülkesinin modelini kullanmanın, eğitimle ilgili tüm zorlukları ortadan kaldıracağını iddia etmiyor. Üçüncüsü, Fin sınıflarındaki yeniliklerin çoğunun da diğer ülkelerdeki reform ve politikalardan ilham aldığı unutulmamalı.

Diğer sistemlerden ders almak için öğrenmemiz gereken pek çok şey olduğu doğru. Sahlberg’in kitabındaki en cesaret verici nokta, bir ülkenin eğitim sistemi ne kadar kasvetli görünürse görünsün, reform için her zaman umut olduğunu yineleyen notu. Sahlberg, 2014’teki önsözünde iyi eğitimin Fin tarifini paylaşıyor: “Başlatmak istediğiniz reformun çocuklar ve öğretmenler için iyi olup olmayacağını kendinize sürekli sorun. Cevap verirken tereddüt ediyorsanız, yapmayın.”

Pasi Sahlberg’in “Finlandiya Eğitim Devrimi: Dünya Finlandiya’daki Eğitim Devriminden Neler Öğrenebilir?” kitabı Türkiye’de Sola Unitas Yayınları tarafından yayınlanmıştır.

Kaynak: Inquirer

Çeviren: Pınar Göker

Yorum Yap