tr

Film İzlerken Ağlayan İnsanlar Neden Daha Güçlüler?

“Bana bir mendil verin lütfen… Göz yaşlarımı tutamıyorum…”

İtiraf edelim: film izlerken, kitap okurken ya da müzik dinlerken başlıyoruz ağlamaya. Hormon seviyemize bağlı olarak, alıp önümüze bir sürü kağıt mendil tek başımıza bir filmi izleyebiliriz.

Pek çok insan, sizi film izlerken ve gözyaşı içinde gördüklerinde belki pis pis sırıtıyor olabilir ama elbette “Ben böyle iyiyim”, diyebilirsiniz. Gerçek şu ki, film izlerken ağlayan insanlar diğer insanlarda henüz tam anlamıyla gelişmemiş bir özelliğe sahipler- empati.

Empati kurabilmek özel bir kişilik gerektirir. Dışarıda bir sürü insan – narsistler ve sosyopatlar örneğin, bu duygudan yoksun dünyaya gelirler ve hayatları boyunca da kendilerini başkasının yerine koyamazlar. Bu demek oluyor ki diğer insanların duygularını hissedemezler. Evet tamam ikinci el araba satıcısı için bu işe yarar bir özellik olabilir ama her zaman iyi bir şey olduğu söylenemez.

Aslına bakarsanız diğer insanların içinde bulundukları durumu önemsemek ve şefkat beslemek güç ister- hem de çok. Hayat bazılarımıza çok acımasız ve kendinizi bir başkasının yerine koyabilir, acısını hissedebilirseniz, bu durum sizin hakkınızda önemli bir şeyler söylüyor.

Bu acıya dayanacak kadar ve yine de onu hissedecek kadar güçlüsünüz. Diğer insanlar için de güçlü durabiliyorsunuz. Geçmişlerinden getirdiklerini ve hissettiklerini gerçekten hissedebiliyorsunuz.

Bir başkasına şefkat duymak asla zayıflık değildir – bu kişi bir filmdeki kurgu karakter olsa bile. Gerçekten bir kalbiniz olduğunun göstergesi aslında. Öyle bir kalp ki diğerleri için kendini kırabilir. Kırılsa bile, filmin sonunda tekrar kırık parçaları toplayabileceğinizi biliyorsunuz. Film izlerken ağlayıp sonra hızla toparlanabilen insanlar gerçeği kurgudan ayırabilecek kadar zekiler gerçekte.

Tabi ki film izlerken insanların ağlamasının tek sebebi bu değil. Bir zamanlara filmdeki karakterin yerinde siz olduğunuz için ve acı veren anılar canlandığı için de göz yaşlarınızı tutamıyor olabilirsiniz. Sıklıkla yaşadığımız olaylara benzer şeyler yaşamış insanları görmenin şüphesiz rahatlatıcı bir etkisi var. Böylelikle içimize attığımız ve bastırdığımız duyguları sağlıklı bir şekilde salıvermiş oluyoruz böylece. Geçmişte size inciten şeylerle yüzleşmenin ve o sırada ağlamanın neresi zayıflık olabilir ki?

Bir de izlediğiniz filmdeki sanatsal dehanın size etkilemesiyle akan göz yaşları var. O da kendini beğenmiş insanların yaptığı bir şey değil. Stendhal Sendromu denen bu durum size etkileyen filmin yaşattığı fiziksel ve duygusal semptomları işaret ediyor. İletişimciler bunu izleyiciye bindirilen duygusal yük olarak tanımlıyor.

Sanatsal konularda duygularına kolaylıkla kapılabilen insanlar için iyi bir filmi izlerken, etkileyici bir radyo programı dinlerken ciddi durabilmek gerçekten zor. Aynı zamanda lunaparktaki hızlı tren macerası gibi düşünebilirsiniz bu durumu. Başkalarının bakmaya bile dayanamadığı o trende duygularınızla yüzleşip onları kucaklarsınız, ki bu yüzleşmeyi omuzlamak güç gerektirir

Güçlü bir kişi denince birçok kişinin aklına gelen bu çeşit bir güç olmayabilir ama en önemli duygusal güç bu yani empati. Bu açıdan bakınca film izlerken ağlamanın yüksek bir zihinsel gelişmişlik düzeyini gösterdiğini inkâr edemeyiz.

Çeviri: Yeşim Erberksoy

 

Yorum Yap