Farkındalığın Ritmi : “Dansola”

Malum, yaz ayları birçoğumuz için “düğün sezonu” anlamına geliyor. Açık havada tiril tiril kıyafetlerimizle, önce la Cumparsitayla başlayan ürkek adımlar, sonrasında günümüz hitlerinde sağa sola “cool” salınmalar, ardından belki bir Life is Life, bir Michael Jackson / Madonna hiti ile seksenlere dönüş ve kaçınılmaz son: Damat halayı, Angaranın bağları ve kahretsin dostum, bazen yalnızca biraz kasap havası…

Gelin birbirimizi kandırmayalım, biz düğün değil oyun derdindeyiz. Kurtlarımızı böyle güzel başka nerde dökebiliyoruz allasen? Şıkır şıkır giyin, salla çalkala, zıpla yuvarlan…oooh! Doğru soru hangisi şimdi siz söyleyin?

a.           Benimle evlenir misin?

b.           Benimle dans eder misin?

Ay çok tatlısınız hepiniz, maşallah, evlenilir de eğlenilir de hepinizle. Ama ben ikinci soruyu soruyorum sizlere. Evet, sizi dansa davet ediyorum. Altından neler çıkacağını ise şu kelimelere sığdıramam. Ay ne mutlu ki dans var. Kelimelerin sınırından şöyle yandan yandan kıvırtarak kurtuluveriyor insan.

Gelin gelin, biraz anlatayım. Ne mi yapacağız? Bir kere, hazır olmayan gelmesin, çok ama ÇOK eğleneceğiz. Bol bol oynayacağız. Ve dans edeceğiz. Ikisinin birbirinden nasıl farklı, nasıl aynı olduğunu anlayacağız. Anlamayana tango bedava.

Bedeniyle barışık olmak isteyen var mı? Şöyle bir aynaya bakıp da “taş gibisin kızım be!” diyebilmek isteyen? Hiçbir yerini saklama ihtiyacı duymadan dimdik yürümek, kaslarını şişirmeden de ne kadar heybetli ve süper bir adam olduğunu etrafa gösterebilmek isteyen? Bedeniyle barışamayana flamenko bedava.

Kendimi kasmasam artık da aayyyh şöyle bir bıraksam, ama düşmesem der misiniz mesela hiç? Sağa sola çılgınca salınsam ama dağılmasam? Hem bedenen hem ruhen? Bir ağaç gibi hür olsam ama bir orman gibi de eş-dost-sevgili sarıp sarmalansam, sevgi arsızı olsam? Ama ama kişisel alanım bana kalsa, özgürlüğümü kimselere vermesem? Birey ve ama takım arkadaşı olmanın keyfini sürsem? Süremeyene benden caz dans bedava.

Hem fiziksel hem de manevi “duruşunun” farkına varmaya cesaret eden var mı aranızda? Varsa ona benden modern dans da bedava.

Güven ve şefkat dolu ilişkilerim olsun diyorsunuz di mi sizde? Peki hiç böyle çıplaklıkla baktınız mı acaba neyi kast ettiğinize ve bunların ne anlama geldiğine? Güvenin de şefkatin de bu kadar kolay bulunabildiğini hiç fark ettiniz mi? Şu meşhur SİNERJİden adeta sarhoş oldunuz mu hiç? Olmayana benden salsa, hatta rueda!

Çocukluğuna yeniden dönmeyi hayal eden var mı içinizde? Var, biliyorum. O sonsuz neşe, o yargılamadan merak eden ve deneyen zıpırlık! Ha, ama bilirim, yaş aldıkça bilge de olmak istiyor insan. Nice kadim kültürlerin bilgeliğinden faydalanmak belki de…bilir misiniz ki en eski adetlerden biridir, her kültürde, bir araya gelip dans etmek? “Yaşasın, çocuksu bir bilgeyim” diye zıp zıp zıplamayana benden bir güzel bir Afrika dansı…

Peki ya biraz sussak hepimiz? Sessizlikte huzuru bulsak? Yaptığımız herşeyin, koçluğun, işimizin bir dans olduğunu bu sakinlikte farketsek. Şu kocaman bedendeki bir küçücük ağızdan dünyaya kendimizi anlatmak yerine o koskoca bedeni bir enstrüman gibi çalarak, hiç çabasız, öylece yalınlıkla, kendimizi anlatsak? Susarak ama oynayarak anlaşsak? Söz veriyorum, “bunu yapamıyorum” diyene benden güzel bir kontak doğaçlama.

Gelin, kendi ritmimizi bulalım, hayatın ritmiyle uyumu yakalayalım.

Biliyorum, yerinizde duramıyorsunuz.

Haydi gelin, bu sonbahar kaçalım buralardan, bedenimize sığınalım.

Diz çöküp soruyorum:

Benimle dans eder misiniz?

Eğer dans etmek isterseniz Dansola : Farkındalığın Ritmi için buraya tıklayıp çok daha fazla bilgi alabilir ve kayıt yaptırabilirsiniz. Buraya dediğimiz yer tıklanmadıysa, buraya da tıklayabilirsiniz. 

1 Cevap

Yorum Yap