Çocuğunuzun Ergenliğini Atlatmak

Yaşam hayal kırıklıkları ile doludur. Bizlere öğretilen ya da kendi geliştirdiğimiz inançlar gerçekleşmediğinde beraberlerinde büyük hayal kırıklığı ve hatta ihanet hislerini getirirler. Örneğin Diş Perisi’nin, Noel Baba’nın ya da Paskalya Tavşanı’nın gerçek olmadığını, güvendikleri ebeveynler tarafından sadece hayal güçlerini geliştirmeleri için uydurulduğunu fark eden bir çocuk düşünün. Çocuk bu şekilde ailesinin kasten yalan söyleyebileceğini de anlamaktadır. Ya da çocukların ailelerinden her zaman bekledikleri gibi, ‘çocuğu her zaman güvende tutma hissi,’ hayal kırıklıklarına sebep olabilir.
 Bir çocuğun ailesinden duymak istediği şeyler şunlardır: “Bize her ihtiyacın olduğunda yanında olacağız.” “Seni her zaman kötülüklere karşı koruyacağız.” ” Her zaman doğru kararlar vereceğiz.” “Her zaman ne yapılması gerektiğini bileceğiz.”

Ancak yine yeniden, bu deneyimler çocuğun beklentilerini azaltmayacaktır. Çocuk bu durumda bazı karşıt önermelerde bulunacaktır. “İhtiyacım olan her zaman yanımda olmayacaklar.” “Kendi başımayım.” “Beni her zaman kötülüğe karşı koruyamazlar.” “Bana kötü şeyler olacak.” “Ailem her zaman doğru kararları veremez. Onların hatalarının bedelini bazen ben ödeyeceğim.” “Her zaman ne yapacaklarından emin değiller. Bazı şeyleri kendim halletmeliyim.” Büyümenin acı veren taraflarından biri, ebeveynlerin verdiği kadarına inanmaktır.

Şimdi de ergenliğin sonlarına doğru gelen başka bir büyük hayal kırıklığına bakalım: “Bağımsızlığımı kazandığımda hayatımı kendim idame ettirebilirim.” Sonuçta, çalkantılı ergenlik döneminin olayı da kişinin kendi kendine olaylarla başa çıkabilmesi değil mi? Orta yirmili yaşlarındaki genç ebeveynlerle görüşmelerimde atılan çığlıklar pek de zafer çığlıkları gibi değil. “Sonunda özgürüm!” nidaları, yerini “Hayatım şimdi tamamen bana bağlı! Bu nasıl oldu?” sorusuna bırakıyor kendini.

Üzücü gerçek şu ki, ebeveynlerin otoritesi kenara çekildiğinde, yerini “sistem” alıyor. Genç yetişkin ise ailenin sağladığı korumanın ve taleplerin, günün sonunda yerini sosyal otoritenin karmaşık ve keyfi taleplerinin yanında solda sıfır kaldığını fark ediyor. Bu farkındalık, yanında rahatsız edici bir uyanış getiriyor. Sosyal konfor ve itaatin gereklerine göre ailenin taleplerinin daha az, ailelerin daha şefkatli ve bağışlayıcı olduğu gerçeği ortaya çıkıyor.

Yeni yetişkinin, can attığı özgürlüğe ulaşınca bir iş bulmak, faturaları ödemek, hayatını idame ettirmek gibi konulardaki bazı özgürlükleri ile ilgili algısı değişiyor ve bazı bilgilerin yanlış olduğunu fark ediyor ve şunları söylüyor: Konu hareket etme özgürlüğü olduğunda “İstediğimi yapmakta tamamen özgür değilim.” Konu bireysellik olduğunda “Tamamen kendim olabilmek için yeterince özgür değilim.” Konu konuşma özgürlüğüne gelince “Aklımdakini özgürce söyleyemiyorum.” Konu özgür geleceğe gelince “ Ulaşmak istediklerime ulaşabilmede yeterince özgür değilim.” Konu tam da istediği gibi bir iş bulma özgürlüğüne gelince “Bolca para veren ve beni tamamiyle tatmin eden bir iş bulmakta özgür değilim.”

Hayatı idare edebilmek için kişinin kendini idare edebilmesi gerekir; uyum sağlamak için uzlaşmak; iletişim kurmak için bazen susmak; yolunu çizmek içinse sahip olduklarını değerlendirebilmek. Genç bir adamın da söylediği gibi, “Kendimi soktuğum sorunların üstesinden yalnız başına gelebilmek tek özgürlüktür.”

Yani bir diğer değişle genç adamın söylediği şudur: “ Bir yetişkin olarak asla bir ergenken olduğum gibi özgür olamayacağım. Daha önceleri isyan edebilirdim, otoriteyi sorgulayabilirdim, bazı ev kurallarını ihlal edebilirdim, kalabalığın dışında kalabilirdim ve yalnız başıma kalmaktan korkmam gerekmezdi. İstediğim, ve aslında sahip olduğum – ama farkında olmadığım şuydu – özgürlük, bakımımı üstlenen ebeveynlere sahip olmak ve yetişkinliğin getirdiği sorumluluklardan uzak durmaktı.”

Bu gencin kızgınlığını anlamak zor değil. Ergenliği süresince inandıkları tarafından ihanete uğramıştı. Birisi ona bağımsızlığın güzelliğini pazarlamıştı, ve günün sonunda kendisi de o pazarlamacıya dönüşmüştü.

Çeviri: Laden Baygın

Yorum Yap