Duyguların formülü olur mu hiç?

Duygusal Matematik

Hepimiz gerçekte düşüncelerimizin duygularımızı ve duygularımızın da davranışlarımızı yönettiğini iyi bilir. Gelin bu sisteme bilişsel (cognitive) yöntemle bir bakarak bunu bir formüle dönüştürelim. Bunu yapmadan önce bir şeyi düşünmenizi istiyorum.Bir restorana girdiğinizi hayal edin, bir sandalye seçip oturun. Sonrasında karşınızda oturan bir kişiye yumuşacık bir tokat atın. 300 kişiye attığınız yumuşak tokat sonrasında bir farkındalığa ulaşacaksınız.

Bu farkındalığı dillendirmek kolay;

herkes sizden aldığı tepkiye farklı yanıt verir.

Kiminin size çok kızdığını, kiminin çok şaşırdığını, kiminin gülmeye başladığını, kiminin kaçtığını, kiminin polisi aradığını, kiminin üzerinize geldiğini ya da bazıları birbirine benzer olmakla beraber yüzlerce farklı davranışa şahit olduğunuzu farkedeceksiniz.

Sakın bunu gerçek hayatınızda denemeyin !

Tokat sonrasında ortaya çıkan duygunun yoğunluğu, şiddeti ya da türü karşınızdaki insana göre değişik olacaktır. Sadece duygu değil, ortaya çıkan duyguların oluşturmuş olduğu davranış tepkileri de farklı olacaktır. Bu noktada sonucu belirlemek açısından tokat, sadece milyonlarca faktörden biridir. Diğer milyonlarca veriden bazılarına, sahnede yer alanların yaşları, giyimleri, geçmişleri, cinsiyetleri, çevre ve tahmin edilebilecek diğer tüm unsurlar örnek olarak sayılabilir.

İlginç olan her tokat yiyen kişinin gerçekte aynı olaya maruz kalmasına rağmen, kendi içinde gösterdiği duygu ve davranış diğerlerinden çok farklı olmaktadır. Milattan 40 yıl önce yunan felsefecisi, bir roma kölesi ve Stoacı olan Epictetus şu sözleri söylemiştir. Belki de bilişsel psikoloji’nin bilinen en eski sözüdür.

İnsanların mutlu ya da mutsuz eden “ŞEYLER” değildir. Onları etkileyen “ŞEYLERE İLİŞKİN ALGILAMALARIDIR.”

Bu belkide bize ilk öğretiyi veriyor. Duygunun ortaya çıkmasını sağlayan etki, ondan önemli derecede etkilenmesine rağmen, ortaya çıkan duygusal durum, olayın direkt sonucu değildir. Eğer öyle olsaydı herkesin aynı duruma aynı tepkiyi vermesi gerekirdi.

Siz ne düşünüyorsunuz?

Doğu öğretileri de bunu, “sonuçları belirleyen, sadece sonucu etkileyen şey değildir” cümlesiyle anlatıyor.

Kabul edelim, bunu biliyor olsak da pek de okullarda derslerde öğrendiğimiz bir bilgi değil bu.

Ortaya çıkan duygusal durum ile bu duygusal duruma sebep olan etki arasındaki eksik parça inanışlarımızdır. İnanışlarımız bizim olayları nasıl algıladığımızı belirler. Psikolojik açıdan inanışlar, düşüncelerimiz olarak adlandırılır.

Şimdi formülümüze geçelim;

Yaşanan Olaylar + İnanışlarımız = Duygusal Durum

Ya da

Duygusal Durum = D

Yaşanan Olaylar = YO

İnanışlarımız = İ

D= f(YO)+f(İ)

Merak etmeyin bu formülü ortaya koyarak bilinmez ve sizin de hissetmediğiniz bir şeyi ortaya koymuyorum. Zaten işler bu kadar kolay olsaydı inanışlarımızı değiştirerek istediğimiz her duygu durumunu rahatça elde ederdik, öyle değil mi? Hatta depresyon ya da anksiyete hayatımıza uğramazdı bile.

Sevgili Roma Kölesi Epictetus ayrıca insanın acı çekmesinin sebebinin olayları ve sonuçları kontrol etme isteği olduğunu söylemiştir. Üstelik sonuçları belirleyen şeyin gerçekte olaylar değil ona ilişkin algılamalar olmasına rağmen. Yani gerçekte kontrolümüze geçebilecek tek şey algılamalarımızdır ve sonuçları kontrol etmek imkansızken, algılamaları kontrol etmek neredeyse mümkündür. (Dikkat edin mümkündür yerine neredeyse mümkündür diyorum!)

İşin zor kısmı burası, Çin Öğretilerinde Wou Wei denilen sonuçlara bağlanmadan karar almak yetisini geliştirmek ve gelişmekte bu yüzden bu kadar zor. Ancak yazının bu kısmına kadar eğer dikkatinizi çekebildiysem, bir kaç örnek daha vererek daha açıklayıcı olmak istiyorum.

Eğer vücudumuzda yüksek stres baskısı varsa (ölüme yakın durumlar), yani yüksek adrenalin varsa, kendimizi kontrol etmeye çalışmak neredeyse mümkün değildir. Çünkü bu yanımız en ilkel olan sürüngen beynimizin kontrol ettiği alandır ve düşünen beynimizle kontrol edemeyiz. Fakat bunun dışında olan durumlarda, yani günlük olarak karşılaştığımız sahnelerde davranışımızı olaylardan çok inanışlarımız belirler.

Şimdi duygusal matematiği bildiğimize göre hipotetik bir örnek üzerinde çalışalım. Annenizle bir araba yolculuğundasınız ve siz araç sürücüsüsünüz. Müziğin sesini çok yukarıya çıkarıyorsunuz, çünkü annenizin size soru sormasını ya da konuşmasını istemiyorsunuz. Anneniz de müziğin sesini konuşmak için kısmanızı istiyor, tabi bu isteği kibarca reddediyorsunuz. Siz radyo çaldığı için oldukça mutlusunuz ancak anneniz sizinle konuşamadığı için hem üzgün hem de kızgın. Bir süre sonra radyo arıza yapıyor. Anneniz soru sormaya ve konuşmaya başlayabileceğinden bu sefer bu yeni olay sizi üzüyor ve endişeye giriyorsunuz. Anneniz ise sonunda konuşmaya başlayacağı için heyecan ve mutlulukla doluyor. Siz ve anneniz aynı olayları yaşamanıza rağmen, her ikinizde farklı duyguları deneyimliyorsunuz.

Bu örnekler milyonlarca kere farklı olaylar içerisinde gözlemleyebileceğimiz olaylardır. Size kendi tecrübemden bir hikaye anlatmak istiyorum. Bu arada bu hikayenin içerisinde aslında çözüm de veriyor olacağım.

Bir gün televizyon izlerken bir siyasetçinin sesini duydum ve beni çok rahatsız etti, sözleri, vaadleri, yapmak istediğini düşündüğüm şeyler, tarzı, duruşu hepsi içimde kızgınlık uyandırdı. Bir süre sonra ne zaman kendisini televizyonda görsem televizyonu kapatır ya da kanal değiştirir oldum. Bunları yaşarken sinirlendiğimi açık açık farkediyor ancak üzerinde çalışmak istemiyordum. Kendisine ilişkin inanışlarım pek de iyi olmadığından her tür şeyi duymama rağmen, sadece onun kötü olduğunu düşündüğüm olayları hafızama kaydettim. Aslında nefret ettiğim o değildi, sadece aklımda ona ilişkin yarattığım algılamaydı. Yani kızarken ona değil, gerçekte sadece aklımda yarattığım gölgeye kızıyordum. Sonrasında kendi kendime bunun üzerinde çalışacağımı söyledim ve izlemeye başladım. Sesini duymak halen beni kızdırıyordu. Bu sesi duyan insanların onu sevmesi ve bölgesinde iktidara gelip istediğimden farklı yönetim sergileyebilme potansiyeli de beni rahatsız ediyordu. Dinlerken birden başka bir şey düşünmeye başladım. Tam şu anda danışmanlarının beni arayacaklarını ve bana konuşma konusunda danışmanlık yapmam için 100.000 USD ücret teklif edeceklerini hayal ettim. Eğer bu kişi benden danışmanlık alıyor olsaydı ne yapardım diye düşündüm. Sesi ve konuşmasını nasıl algılamam gerektiğini yargısızca dinlemeye başladım, tam da bir profesyonel gibi… İşte o anda farkettiğim oldukça profesyonel ve başarılı bir şekilde konuştuğuydu. Daha da iyi olabilirdi ancak söyledikleri değil, onun yapacaklarına ikişkin inanışlarım beni rahatsız ediyordu.

İlk dinlediğimde, ben iktidara gelirsem senin hayatına istemediğin müdahalelerde bulunacağım dediğini düşünen ben, aslında böyle bir şeyi bir kere bile söylemediğini farkettim. Sonrasında olaya ilişkin içimde en küçük bir kızgınlık dahi kalmadı. Üstelik yaptığım sadece bir hayal etme/görselleştirme çalışmasıydı.

Altta yatan inancı değiştirdiğimde herşeyin değişmesi o kadar ilginç ve devrim niteliğindeydi ki, yaşamımın o günden beri her anına yansıdı. Hatta bazı siyasetçilerle de sonrasında çalışma şansını bu sayede bulabildim.

Bu makalede söylemek istediğim duygularınızdan kurtulun, kızgınlık yaşamayın değil. Mutlu olun ya da pozitif olun cümlelerini hayatta söylemem. Üstelik tüm duyguları yaşamak sağlıklıdır. İnsan için 4 mevsim gibidirler.

Pozitif olun ya da olumlu olun cümlelerini de çok fazla söyleyenlerin de genellikle kendilerini bir duyguya kapatmaya çalıştıklarını ve bunu çok uzun süre de yapamayacaklarını bilirim. Koçluk sevgi pıtırcığı olmak ya da barış kelebeği olmak değildir. İnsan tüm duygularıyla bir bütündür ve sağlıklı olanı da tüm bu duyguları sonuna kadar yaşamaktır.

Ancak yaşamak istemezseniz de inançlarınızla çalışmaktan başka çareniz yok, derinlik ve aydınlanma bu yolda yatar.

İşte size kendi kendinize yapabileceğiniz bilişsel (cognitive) davranışçı bir terapi, hatta SECRET ya da EVRENDEN TORPİLİM VAR anlayışları da tamamen bunu hedef alır. Çünkü inanışınızı değiştirdiğinizde odaklandığınız şey de değişir. Zihin yapısı olarak “evren” ya da “Secret”a ihtiyaç duymadan söyleyebileceğim şey zihninizin odaklanma becerisidir. Bu konuda tahmin ettiğinizden çok daha beceriklidir ve inanışlarınızı güçlendirmek için olaylara ilişkin sizin teorilerinizi destekleyecek kanıtları hafızanızda (hipocampus) tutmanızı sağlar.

Son söz; “neye odaklanırsanız onu alırsınız”

Ne dersiniz?

Bilişsel Psikoloji sizce kullanışlı mı?

18 Cevap
  1. Gülhan

    Sevgili yiğit ,politika,kişisel gelişim ,din,tarih ve seks ile ilgili yazıların takip edilesi doğrusu ,bu blogda ki yazıları bugün ilk defa farkettim hepsi çok iyiydi,çeviriler Aslının ,Umutun yazıları yine çok şey kattı onların yaptığı herşey gibi ,sosyal medya kullanmayıp burayı kullanman pek ilginç ,şimdi senin 10,20 takipçinden biri olmam için sürekli burayı açmam lazım sanırım peki sorun yok zaten bende manuel yaşıyorum ama madem yazacaksın ufak bir facebook alsaydın cümlemiz için daha kolay olmazmıydı zira sana soracağım bir kaç şey olacaktı ,çok dağınık yazıyorsun ama dikkat çekici ,yazıların daha neler dicektim de neyse tadında ve tamamlanmamış gibi ,okuyucuya meydan okumayıda ihmal etmemişsin ,amatör ve şirin olmuş ,ben ve yanımdaki 3 kişi seni okumaya başladı ettimi sana 23 kişi gönül isterdiki sana siyasi isimler vereyim ve bunları yaz ama burda olmuyor sanırım ,neyse o zaman yeni yazılarını tüm sayfayı kullanarak bize sunman dileğiyle ,kal sağlıcakla …

  2. Yiğit Acikbas

    Niye burada yazıyorum ben : )

    Tweet , skype , Facebook , vs vs vs …kullanmıyorum.
    Telefonun sadece yes / No tuşlarını kullanıyorum , onuda mecbur oldugum icin !
    Analog bicimdeyim , kısaca ..
    Diger Bır anlamda Manuel’de yasıyorum , otomotige bağladığım hiç Bır sey yok !

    Yazmanın keyfini burada sürüyorum.
    Tek derdim politik yazılara girememem …..
    Oda Umut’a saygımdan , burası onun dükkanı ; )
    Korkumdan degil !
    İliskiler üzerine yazıp , rahatlıyorum….
    Politikaya girsem basta Kenan Evren denen vatan haininden baslar , Tanzimat’tan girer , Ali Babacan’dan ( bu ismi bilirsiniz , önümüzdeki 20 yil ona verilecek , yazin bir yere ) çıkarım…
    Güncel politika ile uğraşmıyorum !!!!!!

    Tabiki yaşadığım , okuduğum yada gözlemlediğim iliskilerde ne varsa karıştırıp , kendi sadece kendi doğrularıma başvurup size yazıyorum !
    Siz , isterseniz alırsınız …

    Siz diyorum , günlük 10 – 20 kisi giriyor Bır sekilde buraya ,oda bana yetiyor.
    Yani , bu kadar ” Sosyal Medya” icinde ben , Bır ucundaki yerde , iyice ucunda , Köse’de Bır yerde kendi kendime yazıyorum.
    1 kisi bile takip etse bana yeter ; )

    Kitaplar yazılıyor ..
    Gazetelerde hep belli kisiler ayni yazıları yazıyor …
    Dergi , mecmualarda aktuel yazılar , okuyorsunuzdur…

    Hepsi ” yalan ” söylüyor !!!!
    İliskiler hakkında !
    Hala annemizin anlattıklarını anlatıyorlar.
    *************************************************
    İliskilerde güzellik ; Seks hayatınızla ve kıskançlık katsayınız oranında vardır , gerisi size anlatılan ” yalan” diyorum hep…
    *************************************************

    Tersini , Bır kisi cevap olarak yazmıyor !
    Ya evet diye , yada inanmadığı icin …

    Sizler belki evet diyorsunuz ama uygulamak icin biraz Yurek birazda Bır sey istediği icin , kolay lokmaları , yani size okutulan ve annenizin söylediklerini yaparak hayatınızı idame ettiriyorsunuz.

    Ettirin bakalım ; )))))
    Bana ne !
    Ben yazıyorum , Olaki birine çarpar söylediklerim , bende bu kadar yıl bosuna birikim yapmamışim , aktarıyorum …derim !

    Mal bu !
    Alan alır , almayan , ne kolayina geliyorsa devam etsin …
    Takipçileri bin kusur , arkadaşları var 1672 kisi , ama yalnız o kadar cok kisi var ki , şaşırıyorum…
    Ben gülüyorum , valla : ))))
    Kendini kandırıyor…cok kisi !
    3-5 kisi olsun benim olsun …..
    Gerisinin canı Cehennme !
    Denesenize ; )
    Yemiyor degil mi , ne olur olmaz muhabbeti !!!!
    Fuck’tirin gidin desenize !
    Bakın ne kadar ” özgür ” hissedeceksiniz kendinizi …
    Sosyal Medya’yi bırakın , oradan sadece sahte düşünceleri , sahte kisilerden öğreniyorsunuz !
    Yiyorsa ,yüzünüze söylesin …
    Cep telden çok kisiyi silin , aramamak üzere!
    Facebook ‘takı kisiler isterse size ulaşırlar , bırakın orada yalan icinde , yaptıgı tatili anlatmasın size , Bır kere bile eşi ile Sevismeden gelmiştir tatilden , emin olun , ama size öyle Bır foto ile anlatır ki , gerer sizi…
    Gerek var mı !

    Herkes iyiye oynuyor …
    İyi olmak kolay ya , ver coşkuyu !
    Popunuz yerse , kotu olmayı göze alın ve sizce dogruyu söyleyin…
    Yalancılar ; )))
    Hatta binlerce , dansoz de var …

    En dogruları yaslaninca insan söyler , kaybedeceği Bır sey yok ya , ağzına ne gelirse söyler …
    Bizde yaslandılar zannederiz !
    Erdeme ulasmislardir halbuki ; )
    25 te başlayıp , 50 sine kadar 25 yıl ciddi miktarda yalan sektöründe çalışırız.

    Yasayin görün , inanmıyorsanız !

    Sevgili okurum … ; ))))))
    Ben kotu olmayıda sevdiğim icin , hatta deli olmayıda , politik düşüncelerim haricinde burada yaklaşık Bır yıldır Bır seyler karalıyorum.

    Daha bende malzeme cok !
    Artık şahıslara girmeyi düşünüyorum ; )
    Sizin , benim bildigim “aktuel” kisilere ..
    Umut beni kesene kadar yazarım artık ; )

    Sevdim bu kuytu koseyi …
    Su an bu yazıları en azından Sibirya ‘da Bır kiside okuyabilir , Kars’taki de ; )
    Beni sakın rahatsız etmeyin ……
    Sevdim , bu kuytu köşemi !

    Bende malzeme ve hayal gücü coooook ; )))))))

  3. fulya

    Başkalarının bizi kızdıran tarafları kendimizi anlamaya yol açar (c.g. jung) sözü dahada anlam kazandı sanırım.İçimizde ilk parmak kaldıran duyguya söz veriyoruz hemen,sahipleniyoruz sorduğumuz bir soru bile yokken ortada,doğru veya yanlış olduğunu bilmeden. Duyguları takip etmek, bakış açısını değiştirmek bir ölüyü bile dirilten şifacı olabilir! güzel paylaşım için teşekkürler…

  4. Yiğit Acikbas

    Ferdi Ozbegen
    *****************

    Birand , Ates , Işıkkara….
    Onlarda yok !
    Müslüm Gurses hastanede !
    Bakın , son 15 gün , mevsimlerden “kıs” …
    Hepsi bize neler bıraktı , duşunun .
    Işıkkara korkusuzlugu , Birand mücadeleyi , Ates inançlarının pesinden gitmeyi ve Ferdi ….. ; Ask’i öğretti.

    Ağlamanın , ask icin ağlamanın ayıp olmadıgını öğretti,
    Tek basımıza kaldığımızda ; Bır dost arıyorum , vefa arıyorum derken , eşlik ederdi sessizliğe….
    Arkadaşlarımızla olduğumuzda , üniversite yıllarında diploma projelerimizde bize , hazır olun eğlenceye derdi…
    Plaklarının kapaklarindaki kaliteye bakmanızı öneririm.

    Dün aksam , olmadık Bır saatte CD ‘sinı çıkardım ve “Dilek tası” parçasını dinledim…Bır saat sonra vefatını TV’den öğrendiğimde , içimden neden Allahım neden diye sordum…
    Neden ?

    Neden ben Bır seyleri hissediyorum…
    Bu ilk degil !
    Bu , hayatıma giren herkes yüzünden..
    Kim varsa hayatıma giren , o kadar “içten” alıyorum ki icime , baslarına Bır sey geldiginde kopuyor ruhumdan parçalar…

    Tutkular ‘la yasamak böyle Bır sey …

    Sevdiğiniz zaman birisini , seveceksiniz ..
    Sonuna kadar Hemde !
    O sizi görmesede hiç , onu cok sevdiğinizi bilmesede , sadece tek tarafında olsanız sevginin , ask’in , bu sizin icin , tutkunuzu azaltmasın…
    Onla yasarsınız , cunku..

    Ferdi Ozbegen , mekanı cennet olsun…
    Yakışır ona : )

    Bana 1977 den beri o kadar cok güzel duygular verdiki..
    Minnettarim……

    16 yaşındakiler gibi , bütün parçalarını ezbere bilmek hala heyecan veriyor bana..
    Bütün albümleri arşivimde İyiki var : )
    Kasetlerini bile saklamıştım , plaklarını özellikle..

    Ferdi Ozbegen , Okmeydani SSK da vefat etti !
    Onu , zannedersiniz ki kaymak tabakada piyanosunda basında , her eve girer , dostu çoktur, varliklidir…
    Yalan Dünya !

    Hep diyorum ; Sanal Bır gezegendeyiz..
    Son 14 yılı kanserle gecti!
    Son birkaç ayı sürekli ağlamış…
    Kimseden borç almamış , alamamış…
    Öğretmenlik yapmıştı , genc’ken , aslında hep öğretti ..

    “Vefa arıyorum , dost arıyorum..”

    Ask’i öğretti !
    Daha ne yapsın …

    Bendeki haklarını helal ediyorum.
    Bugün ağlama gunüm …
    Korkmadan ağlama gunüm , sevdiğim icin !

    Ufak Bır önerim var ;
    Selami Sahin , Umit Besen’e ilgi duyalım , sadece ikisi kaldı !
    Hatırlatırım ;
    – Alışmak , sevmekten daha zor geliyor…

    Tek satırla , herseyi anlattılar ..
    Hanginiz bilmez , bu parçayı : )
    Yaptıklarımız , bu yüzden ..

    Sevgilerle

  5. Yiğit Acikbas

    Kadin erkek üzerine yazmayı bırakmıştım
    İstek üzerine , kisa yazayım bir onceki yazımın üstüne : )

    En son ne zaman “delice” sevistiniz ;

    – Bır kaç gün önce ise , harikasınız !
    – Bır kaç ay önce ise , yazık , gitsenize …
    – Bır kaç yıl önce ise , iyice yazık …Bır daha zor bulursunuz…!
    -Hatırlamıyorsanız , Menapoza yada andrapoz’a girdiniz , umursamiyorsunuz demektir.
    – Hiç yasamadıysanız , aptalın onde gidenisiniz…

    Erkeklerin cogu artık erkek degil , kadınlara sorun , söylesinler… : )
    Kadinlar , kader deyip kendilerini bicki , dikiş , nakış kurslarına verdi !!!! … ( çeşitlemeleri size bırakıyorum )

    : )

    “Delice” tarifini , burada etik olarak yapamam.
    Ama kısaca ; Basınız dondüyse ve “saati” unuttuysaniz diyebiliriz.

  6. Yigit Acikbas

    Paralel evren ile yazdıklarımız arasındaki paralellik !

    Kar yağarken yazayım , baharda lazim olur ; )
    Kendi yorumumla tabiki …

    Kuran-i Kerim’de ; Biz sizi çift yarattık der..( Yasin süresi )
    Einstein derki ; Paralel evrenler , karsı maddelerle bağlıdır.
    Bilim derki ; Kuantum da bütün evrenin benzeri sayisizdir.
    Felsefe derki ; Ne isterseniz o olur.
    Sprtuel ciler der ki ; Bizler enerjimiz sayesinde arzu ettigimizi yasarız.

    Nerden tutarsanız aynı sonuçla karşılaşırsınız.
    Daha da basit anlatımla , kendiminde anlayacağı sekilde söyle Bır sonuc çıkıyor. ;

    – Ben istedim , oldu ….

    Bunun arabeskteki anlatımı da sudur ;
    – Kendim ettim kendim buldum…… : )))))))
    ( Nese Karabocek )

    Nerden nereye geldik ..!
    Yani din , bilim , felsefe hep aynı yerde buluşuyor.
    Biz ruyadayiz , ve ne istersek onu yasıyoruz.
    İspat icin geçmişinize dönün.!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
    İstese idiniz , su an baskasının yanında , baska yerde , baska evde idiniz.
    İstemediniz!!!!!
    İstemedim !!!!!

    O zaman niye yakınma , şikayet , sitem , pişmanlık , keşkeler , gafletler , üzüntüler…
    Bundan sonrası pekala…;
    -Bilinç !

    Buna tecrübe deriz aramızda…
    Hata , iki defa yapıldığında paralel evren ne yapsın !

    Yara , bere icinde de kalsak zamanla bu bilince ulaşmaya çalışıyoruz.
    Başımız göğe mı erecek !
    Sadece ” ruh” ….
    Diger hersey burada kalacak.

    E , yani !
    Ne istiyorsam yasayacağım , Sizede yazarım ; )

    Şahane güzel gunler , yillar geliyor….
    Uzun uzun anlatırım ; )

    Ben paralel evrene geciyorum .
    Size doyum olmaz !
    Beklerim…..
    : )
    Aynı seyleri görmekten bikmadiniz mı ?
    ( Bulutsuzluk Özlemi ; Hep aynı / 1987 )

  7. Yiğit Acikbas

    Gece öylesine yazıyorum …

    Herkesin hayatı hep degisim icinde !
    Kimse fark etmiyor , umutlar hayaller Bır sekilde eylemlere dönüşüyor.
    İstemeden olsa , hedefler tutmasada , sapma gostersede…
    Kaderler yazılmış , ona uyum sağlıyoruz !
    Yaşananları düşünsenize …….
    Hangisine siz karar verdiniz ?

    Hiçbirine !

    Hep orada olmanız gerekirdi , oldunuz , orada olanlar zaten olacaktı…
    Zannetmeyin ki siz karar verdiniz !!!!!!
    Yapmadıysanız , yapmamanız gerekiyordu..
    Yaptiysanizda , pişman olmanıza gerek yok yada sevinmenize ; Seve seve yapacaktiniz ….

    Yani ; Yaşanmış yaşanmıştır.
    Yani ; Yaşanacaklar gelsin…

    Ama ; Neredesin…su an Neredesin ?
    Bulunduğun yer neresi !
    Bunu doğru olarak bildigimiz an ; Hayattaki son amactir ve Tanri size söyle diyebilir , hadi gel yanıma….

    Zaten sanal hersey !
    Yaşadığınız , gördüğünüz hersey sizin rüyanız….!
    Tek Bır amaçla geldik ; Hesaplaşmaya……

    Ruh temizlik yapıyor ve gidiyor.
    Tanrı’nın egoist’ligi ……
    Işıkkara , Birand artık yok !
    Sende Bır gün cocuklarınızı ve sahip oldunuz herseyi bırakıp soğuk toprakta , aydınlık icinde , üstünüzde bir kacyuz kilo toprak , ve birkaç kalas ahşaplar icinde topraga karışacaksın….
    Ruh temizlenmiş İse Tanrı’nın yanında , temizlenmemisse tekrar ana Rahmi’ne geri dönüş , sil bastan…

    Bu benim kaçıncı dünyaya gelişim ; )
    Ordan biliyorum…
    Hala hesaplaşmadım !
    Sürekli Joker kartida veriyor , yukarısı…

    Son Bır hesabım var , üstü kalsın diyeceğim…
    Ondan sonra ; Sonsuz derinlik…
    Hadi…..!
    Kelebek etkisi , bilimdeki adıyla Tanri parçacığı zaten bütün şahane etkisiyle icimizde ….

    Bu yazi , hep kıs aylarında vefat edenlerin cok olmasına ithaf edilmiştir. Doga kuralları koymuş , ne gam !

  8. Yiğit Acikbas

    Hüseyin bey

    Kotu yazan ben dahil , herkes adına diyorum ki ;
    Hani , siz de yazsanız da ornek olsanız cümle-i Alem’e…
    Feyz alsak !
    1000 ustunde okuyan var !
    Zaten yorum yapan uç bes kisi var , hemen eleştiri hatta güvenlik adı altında sansür ve yasaklama önerisi….

    İste , cocuklar böyle büyüyor…
    The Wall ! ; Pink Floyd
    “Ya böyle yaz , yada yazma !!!!!!”
    Sonra Kayahan’a baglaniyor hayat : )
    – Allah’im , Ben nerde yanlış yaptım …..

  9. Aylin A.

    Hasan Bey, cicek yetistirmek bile ne kadar zahmetlidir, bilirsiniz belki… Kimisi tohum topraga dustukten sonra 1-2 ay icerisinde cicek acarken kimisi ancak yillar sonra o guzelligini gosterebilir. Koclukmda boyle birsey…

  10. Yiğit Acikbas

    Kleopatra’ya , Antonius derki ;
    – Ölüm Ask’tan kolay…

    İkiside ölürler Bır gün arayla..
    ” Tarihe , iste böyle geçiliyor 2500 senedir ! “

  11. Yiğit Acikbas

    Umut
    Senden yeni yıl yazısı bekler….dim. : )

    Yeni yıl 2013
    Oğlak yılı : )

    Hiç Bır ilaç almadan geçsin
    Yeşilköy’den 37 kere uçağa binip Bır yerlere gideyim
    DVD lerde ve sinemada şahane filmler seyredeyim
    Go ….deyip motorumla 7000 km yapayım
    Denizlerde uyanayım , erkenden vira…
    CD lerimde mutlu edecek kayıtlar yapayım
    Kızıldeniz ‘de reef’lerde fotograf çekeyim
    Cicekcimi zengin etmiş olayım
    Paraşüt kullanmak istiyorum
    Arkadaslarımın hepsi cocuk olsun
    En az 10 kisinin hayatını pozitif değiştirmek kısmet olsun , hani crash seklinde : )
    En az 10 kiside , hayatımda anın anlamını anlatsın
    Yaz’i yaz gibi kis’i kıs gibi yasamak nasip olsun
    Annem sağlıklı olsun
    Babam cennetten benimle gurur duysun , arasıra rüyalarıma girsin
    Tutkularım beni bırakmasın
    Bayramlarda tatil degil , bayramın kendisini yasamak istiyorum
    Ülkemde şahane haberler okumak gazetelerde ne güzel olur
    Allah ve melekleri hep yanımda olsun
    2012 de herkesi affettim , yeni yıla temiz giriyorum

    Bır sekilde yazılarımı Umut sayesinde okuyan herkese teşekkür eder , iyi yıllar diliyorum.

    Zaman , biliyorsunuz ki “an”dir.
    Bır gün gün doğuyoruz , Bır gün okula başlıyoruz , Bır gün evleniyoruz , Bır gün seviniyoruz , Bır gün de ; ölüyoruz….
    O , Bır gün de iste ; An……….o “an”
    Neyin kavgası içindeyiz !

    Güzel kesişmelere , karşılaşmalara , an’lara…..
    Sevgilerimle

    Umut’a tekrar teşekkürler….Sebepler olmasa sonuc olmaz ya ; )
    Kendisi , bu gezegene “sebep” olmak icin gelmiş….
    Bakalım ne zaman gidecek ; )))))))))))

  12. Yiğit Acikbas

    Dahada yazayım

    Kişisel gelişim adı altında bireyler kendi hayatlarını yönlendirmek icin zamanını , parasini , enerjisini harcıyor.
    Yanıtta hazır ;
    – Önce kendim gelişmem lazım…
    Alt yazi da aynen sudur ;
    – Egolarimi geliştirmem lazım ki , hayatta kalayım…

    Sen yazdın bu politik yazıyı Umut , bende birlestireyim…
    Ülkemde bizler egolarimizi bireysellige döktüğümüzde , yeni tarifler doğdu !

    Sag sol’du 80 ‘ler de …
    Liberal , ulusal oldu 90 ‘larda..
    Asker , sivil oldu 2000 lerde…
    Simdi öteki , ulusalcı oldu…!

    30 yıldır aynı çizgide bağıra bağıra söylüyorum ;
    -Bireysellik , kişisel egolar, beyninizde geliştiği sürece birbirinizi kategorize etmek konusunda hala bıkmadınız mı !

    Bu ülkede T.C kimliği taşıyan herkes mezhebi ne olursa olsun , üst alt kimlik sersemligi yapmadan bir birine inanmak zorunda …yani ;
    Egolarınızı kendinize , ülkenize , ailenize , çevrenize kullanmayın !!!!!!!!!

    Birde buradan girin bakın…
    Komşunuza , dersteki arkadaslarınıza , toplu tasittaki yanında durduğunuz kisiye , sizi yöneten Ankara’ya , isteki arkadasınıza güveneceksiniz….
    Kendiliğinden nasıl düzeliyor kafanizdaki korkular , bir gün yapın …
    Konusun , yazin , tartışın , ikna edin…

    Takılmisiniz kendinizi kurtarmaya !!!!!!!
    Tinerciye yaklaş , konus bak sana Bır sey yapıyor mü !
    Korkarak yaklaş hatta bağırmak gafletinde bulun bak nasıl jilet yersin !

    Budur…
    Ben Fatih ‘te büyüdüm.
    Kozmopolit Bır semt’te sunu Öğrendim ;
    İmam la , hayat kadını aynı binada otururdu…ve ikiside birbirini korurdu…

    Korkmazdi kimse…

    Simdi ; Ülkenizden bile korkuyorsunuz , bırakın kendinizi….!

    Bireysel olarak , ülke olarak neler gördük ..
    Hala yasıyoruz hep beraber gördüğünüz gibi : )
    Merak etmeyin….
    Ne size , ne ülkeme hiç Bır sey olmayacak….

    Egolarınız korkularınızı beslemez ise , fanus’tan çıkarsınız..
    Gülümseriz .

    Yapacak , konuşacak cok sey var …
    Hep beraber onlara zaman ayırırız !

  13. Yigit Acikbas

    Herkese merhaba ;

    Nihayet politika yazılarda….
    Bende hazır firsat yakaladım… : )

    Osmanlı , nasıl İmparatorluk kurduysa , 580 yıl aynı süreç simdi bu gezegende USA / AB / Çin / Rusya tarafından yapılıyor ve isyan ediyoruz…
    Niyeki !
    Hepsi sonuna kadar haklı …
    Değişen sadece teknolojik savaş…
    Kılıc kalkan yok , ama oyun aynı : )

    Umut, senin isyanın biz niye onlardan biri değiliz…
    Değiliz , cunku Jon Türkler denen kisiler vakt-i zamanında Enver Pasa denen ,kıçı yere yakın paşanın dolmuşuna kapılan askerimi telef etti.

    Bakın o zamandan beri bak tarihe , inanılmaz sekilde aynı , aynı , aynı , aynı….
    Ah , Umut ….
    Sen zannediyorsun ki sana politik olarak uymayana 100.000 USD de verseler ders verirsin….
    Asla…
    Cunku onlar dersi ana Merkez’den , ücretsiz alıyorlar.
    Aldılar.
    Ama atladiklari Bır sey var , ve bunu hep atlıyorlar….
    Hatip olarak şahane de olsa , tüm duyguları parmaklayarak konuşmalarda etkileselerde bu ülkede ODTÜ ‘ler var…..yani kendini bosuna uzmussun…: )

    Bazı konularda insan neden , niye , niçin falan sormamasi lazım…..
    Senin gibi pay çıkartmamalı , tarihe bırak , bak ne güzel , esprili olaylar olacak.

    Bu ülkede 29 yıl ……evet 29 yıl önce askerin yaptıgı anayasaya % 94 evet diyenler hala hayatta !!!!!
    Sereflikochisar doğumlular….: )
    Simdi ayni insanlar , evet aynı insanlar isyan ediyor niye boyle olduk diye , “aptal taklidi” yapıyorlar…
    Bu gezegende böyle Bır ülke yok !

    Kendine kızma Umut …
    Yine bu gezegende genetik karışımı bu kadar zengin olan baska bir ülke yok….

    Sen simdi su andaki ısını , İsveç’te yapsan bu saatten sonra terk edersin orayı…
    Aksiyon muptelasi olduk …
    Kime ne , neyi , anlatacaksın.!
    Bireysel kurtuluş pesinde , geyik yapıyoruz aslında..

    Ne eğlendik , ne eğlendik …gel ne olur sende , diyen birisi en son karsına ne zaman çıktı…!
    Biz neyiz , kımız , nerden geldik , nereye gidiyoruz muhabbetleri : )))))

    Ülkeye , bana , cevreme , aileme , isime , belediyeye ne oluyor …..
    Bır halt olmuyor ; )

    Zaten olacak olan oluyor ……………. !

    Ha, yerse tabiki ; Açık açık çık de ki ;
    – Canımı veriyorum , bu ülke benim ulan…
    – Bekir Bozdağ gibi milyonlarca adama , satmayın bu ülkeyi , satarım sizi …
    – Artık , yemiyorum ve ben uayndim de bakalım….

    Kacak oynamasın kimse !
    Kendimi kurtarmısim , Engin derinliklerde Nirvana !

    Hadi ordan….
    Taksim’de sokağa çık , yada evinizden basınızı uzatın bakalım o Nirvana sizi nasıl öpüyor….; )

    Yemiyor degil mı…
    Bu ülke benim , konuşmama yazmama kimse karışmaz.

    Kızma Umut …
    Gel beynin sag ve sol lop’larini ayni anda kullanalım…

    Sevgilerimle….
    : )

  14. hasan özkaya

    hangi siyasetçilerle çalıştığınızı merak ettim. Şu an meclistekilerden biriyse bayağı bir çalışmanız gerekecek gibi.

Yorum Yap