Sensin şerefsiz! Toplantılarda Çatışmalar

Koçluk Eğitimi

Ekip toplantılarında, özellikle tartışma anlarında, “karşımdakine dalasım geldi”, “fena ter bastı”, “şimdi kalkıp terk edeceğim burayı”, “dondum kaldım, konu neydi” gibi aksiyona dönüşmese de, düşünsel boyutta ya da alt metinlerde bu tip yaklaşımlara hepimiz rastlarız.

Çatışma, gerek bireysel ilişkiler kapsamında olsun, gerekse de şirketlerde ve çalışma ekiplerinde olsun, rahatsızlık duyulan bir durumdur. Görüşmelerde çatışmalar birçok sebepten kaynaklanabilir: fikir çatışmaları, kişisel çatışmalar, çıkar çatışmaları gibi. Çatışma, kavramsal olarak saldırı ve müdafaa gerektirir. Bu durumlarda ise duyguların kontrolünü sağlayan ilkel beynimiz olan amigdala devreye girer. Amigdalamız bir saldırı anında bizi 3 tip davranışa göre hazırlar; donup kalmak, savaşmak, ya da kaçmak. “Çatışma tehdidinin” ilk olduğu anda, bu tip stratejiler için vücudumuz hazır hale gelir, bizi fiziksel olarak hazırlar. İlkel beynimiz o aşamada karşımızdakinin bir aslan ya da ekip çalışanımız olduğu ile ilgilenmez. Bu noktadan sonra, beynimizin senaryo üreten kısmı da devreye girer, ardından tepkimiz gerçekleşir.

Ekip toplantılarında da, ilk oluşan tepkilerimiz bahsedilen üç fiziksel durumun ardından gelir. Ya ne diyeceğimizi bilemeyiz, ya tartışmaktan kaçarız, ya da direkt tepki veririz. Bu stratejiler, beynimiz tarafından oluşturulur ve tamamen insan olmakla ilgilidir. Vücudumuzun, duygularımızın ve tepkilerimizin bu çerçevede oluşması çok doğaldır. Ancak, önemli olan bu duygular oluştuğu anda, stratejimizin dışavurumunun şiddetidir. Bu şiddet, olan çatışmanın yapıcı ya da yıkıcı olmasının temelinde yer alır.

Yıkıcı çatışmaların ana sebepleri amigdalanın etkisinde kalmak ve olan çatışmayı “kişisel mesele” haline getirmektir. Amigdala etkisinde kalan takım üyeleri, ortaya çıkan çatışmayı adeta “ölüm-kalım” meselesi olarak görür. Dolayısıyla, duyguların dışavurumunu çok şiddetli bir şekilde yapar. Şirket toplantılarında tartışmanın neredeyse fiziksel kavgaya dönüşmesi, duygu yoğunluğundan dolayı gözyaşlarının tutulamaması, toplantı odasının alelacele terkedilmesi ya da toplantı ile ilişkinin kesilmesi sıkça rastladığımız durumlardır.

Koçluk Eğitimi

Paul Ekman

Yapıcı çatışmalar her türlü ilişki için kesinlikle gereklidir. Genelde, dışarıdan gelen verilerle ilgilenen ekipler, aslında çok önemli bir noktayı atlarlar. Hali hazırda bulunan ekip içerisinde ki bireylerde, toplantının amacı olan neticeleri almak için gereken bilgi, deneyim, yaklaşımlar ve erdem bulunmaktadır. Önemli olan, her bireyden olabildiğince çok fayda sağlamaktır. Yapıcı çatışmalar sayesinde, takım üyelerinin katılımı sağlanır ve gerekli olan yaratıcı fikirler takım içerisinde ortaya çıkar. Her bireyin bilgi ve deneyimi ortaya konulduğunda, seçenekler çoğalır, daha fazla veri toplanır, farklı bakış açıları sayesinde meseleler daha kapsamlı bir şekilde değerlendirilir, seçenekler çoğalır, etkili ve kaliteli karar verme imkanı artar ve toplantılar çok daha verimli geçer.

Yıkıcı çatışmaları, yapıcı çatışmalara dönüştürmek ve bunun da dışında çatışmaları yönetebilmek şirketler için son derece kritiktir. Bununla ilgili ne yapabiliriz? Devreye giren amigdalamızı ve diğer takım üyelerinin amigdala kaynaklı “duygu patlamalarını” takım hedefleri için nasıl yönetebiliriz?

 

Yorum Yap